Ankara Kızılay’da “İnsanca yaşamak istiyoruz” eylemi

15 Şubat 2020 Cumartesi 21:14
Ankara Kızılay’da “İnsanca yaşamak istiyoruz” eylemi
Ankara'da "insanca yaşamak istiyoruz" diyerek Yüksel Caddesi'nde eylem gerçekleştiren grup, "Ne OHAL ne vali kararları bunu engelleyemez" ifadelerini kullandı

Ankara’da bir grup yurttaş “İnsanca yaşamak istiyoruz” pankartı açarak Yüksel Caddesi’nde eylem gerçekleştirdi.

 

İş cinayetleri ve yaşanan intihar olaylara değinen grup, “İnsanca yaşama talebimizin karşısında; yoksulluk, çaresizlik, faşizm olduğunda tek çaremiz gerçeği buradan haykırmak oluyor. Bizim eylem yapma hakkımız anayasal olarak elimizdedir. Ne OHAL ne vali kararları bunu engelleyemez” ifadelerini kullandılar.

 

“Gerçekler devrimcileşmiş durumda. İyi vali kötü vali oyunuyla eylem yapmamızı kimse engelleyemez. Gerçekleri haykırmaya her şekilde devam edeceğiz” diyen grup eylemlerini gerçekleştirdikten bir süre sonra “insanca yaşamak istiyoruz” ve “çaresiz değiliz, faşizmden güçlüyüz” sloganları atarak dağıldı.

 

Ankara’da bir grup yurttaş tarafından gerçekleştirilen eylemdeki açıklamanın tam metni şöyle;

 

“Lütfen sözlerimize kulak verin.
Burada anlatacaklarımız hepimizin hikayesi.
Teker teker hepimizin gündelik sorunları, çaresizliği, yalnızlığımdan örülü kapkara bir hikaye.


Ülkemizde sıradan bir gün kan, ölüm ve sömürüden ibaret.
Yarattıkları düzen, bizi öğüterek ayakta kalıyor.
Sıradan bir günümüz, altı işçinin ve bir kadının öldürüldüğü sekiz yurttaşın da kendi canına kıydığı bir rutine dönmüş durumda.
Üstüne bir de doğal afet değil rant ve talan düzeni bizleri öldürüyor.

 

Öyle bir noktaya geldik ki ölmek bile yetmiyor.


Yalana ve sömürüye dayanan düzenleri sürsün diye, kendi hayatına kıyanların arkasından akıl ve ruh sağlıklarını tartışmaya açıyorlar.

 

Bundan beter olmamıştık.
Alçaklık, yeterince ağzı yanmadığı için böylesine pervasızlaştı.

 

Tüm bunların üstüne, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, vergilerimiz nerde diyenler için “Bozuk ses çıkaranları sokağa çıkamayacak hale getirmemiz lazım.” diyebiliyor.

 

Biz bunu hangi sınıfsal aklın söylediğini iyi biliyoruz. Neden söylediklerini biliyoruz.
Bu sözler, ülkemizde gelinen noktanın ne olduğunun, onlar tarafından da çok iyi bilindiğinin itirafıdır.


Bu sözler, bundan bir adım sonrasında kendilerini neyin beklediğini çok iyi bildiklerinin itirafıdır.


Ve şunu da bilsinler, onların bildiği ve korktuğu şeyi, bizler de çok ama çok iyi biliyoruz.

 

İnsanlarımızı, hem sokakta yaşar hale getirecek kadar mülksüzleştirip, yoksullaştırıp hem de sokağa çıkamaz hale getiremezsiniz.


Ülkenin kalkınmaya, gençlerin işe, halkın refaha ihtiyacı varken sokaklara biner biner bekçi-polis yığsanız paramızı sırf buna harcasanız da, sokakları zapt etmeyi başaramazsınız.

Ankara’da gayrimeşru biçimde ilan ettiğiniz eylem ve sokağa çıkma yasaklarıyla da başaramazsınız.


İyi vali-kötü vali oyunlarıyla da.

 

İşte buradayız ve haykırıyoruz.

 

Sefalet ve sömürü düzeniniz sona ermedikçe, adalet, özgürlük ve devrim mücadelemiz de asla sona ermeyecek. Bunu söylüyoruz.

 

Faşizme karşı gerçeği haykırmak devrimci bir eylemdir.
Bu anlattıklarımız, ülkemizin ve halkımızın gerçekleridir.
Ve gerçekler, bu memlekette hiç bu kadar devrimci olmamıştı.

 

Bu yüzden buradayız.
Bu yüzden haykırıyoruz.

 

Bizim için devrim dışında bir gelecek yok.
Göremiyoruz. Tahayyül edemiyoruz.
Tüm sorunlarımız artık birer devrim sorunu. Başka çözümü kalmadı.

 

Ve tarihsel bir dönemdeyiz.
İmkansız gibi görünen şeylerin sadece mümkün olduğunu değil, aynı zamanda tek yol olduğunu bizzat öğrendiğimiz zamanlardan geçiyoruz.

 

Dünyada bir hayalet dolaşıyor, biz de onun sesiyiz.

 

Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez.
Gerçeklere omuz verin ve gerisini görelim.”