Uluslararası Basın Enstitüsü: Türkiye’nin ‘Basın özgürdür’ iddiaları geçerliliğini yitirdi

10 Nisan 2018 Salı 14:12
Uluslararası Basın Enstitüsü: Türkiye’nin ‘Basın özgürdür’ iddiaları geçerliliğini yitirdi
"Türkiye hükümetinin ülkede basın özgürlüğü olduğuna dair iddiaları geçerliliğini tamamen yitirmiştir"

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye Savunuculuk Koordinatörü Caroline Stockford, Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ile gazetenin basıldığı Gün Matbaacılık’a kayyum atanması pratiği ile “Türkiye hükümetinin ülkede basın özgürlüğü olduğuna dair iddialarının geçerliliğini tamamen yitirdiğini” söyledi.

 

Hükümetin muhalif medyayı susturmaya yönelik son adımı olarak baskın yapılan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin yöneticileri ile gazetenin basımının yapıldığı Gün Matbaacılık’ın sahibi ve çalışanlarının da aralarında bulunduğu toplam 22 kişi tutuklanıp, cezaevine konuldu.  Her iki kuruma kayyım atanırken, gazetenin 7 çalışanı da günlerdir gözaltında.

 

Halen gözaltında olan, tutuklanan gazete ve matbaa yöneticileri ile çalışanlarının derhal serbest bırakılması çağrısı yapan 17 uluslararası basın kuruluşu arasında bulunan Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye Savunuculuk Koordinatörü Caroline Stockford, muhalif basına dönük bu yönelime tepki gösterdi. 

 

'GAZETE VE MATBAA BİR AN ÖNCE HUKUKİ SAHİPLERİNE BIRAKILMALI'

 

Her şeyden önce Türkiye toplumunun dengeli ve eleştirel gazeteciliğe ulaşma hakkının olduğunu söyleyen Stockford, IPI olarak, Özgürlükçü Demokrasi’ye kayyum atanmasını, son kalan Kürt gazetelerinden birine hukuksuz ve açık bir şekilde el koyma olarak gördüklerini ifade etti.

 

Matbaa çalışanı 20 kişinin tutuklanması konusunda endişeli olduklarını dile getiren Stockford, Türkiye hükümetinden çalışanları en kısa zamanda serbest bırakmasını ve gazete ile matbaanın yönetiminin bir an önce hukuki sahiplerine iadesini talep ettiklerini belirtti.

 

'KAYYIM ATAMA PRATİĞİNİ ŞİDDETLE KINIYORUZ'

 

Kürt medyasının uzun zamandan hedef alındığını ve kapatılan kimi kurumlar arasında yer aldığına dikkat çeken Stockford, son 3 senede Dicle Haber Ajansı ve Azadiya Welat gibi kurumların kapandığına şahit olduklarını ifade etti.

 

Stockford, "IPI, ana dilde haber erişimi hakkını ve nitelikli gazeteciliği destekliyor. Özgürlükçü Demokrasi basıldığında, baskın için herhangi yasal bir belge bulunmadığı ve yetkili TMSF’nin ablukadan haberi olmadığı bilgisini edindik. Tutuklananlar 24 saat boyunca adli desteğe ulaşamamış ve avukatların savcıyla iletişimi sağlanamamıştır. Bu baskın, yasadışı bir el koyma dışında başka bir şey değildir ve 2019 seçimlerine giderken hükümetin muhalif sesleri susturmak için yapmayacağı şeyin olmadığı gerçeğinin de göstergesidir. Önce belediye makamlarına ve şimdi gazetelere uygulanan kayyum atama pratiğini şiddetle kınıyoruz. Türkiye hükümetinin ülkede basın özgürlüğü olduğuna dair iddiaları geçerliliğini tamamen yitirmiştir" dedi. 

 

'TUTUKLU 153 GAZETECİ İÇİN HER HAFTA BİR MAKALE'

 

İstanbul dışındaki illerde görülen gazeteci davalarının daha çok görünür kılınması ve Avrupalı sivil toplum örgütleri tarafından gözlemlenmesi gerektiğini ifade eden Stockford, tutuklu gazetecilere dikkat çekmek amacıyla yaptıkları kimi çalışmaları da paylaştı.

 

Şu anda www.freeturkeyjournalists.com sitesinde en az 153 tutuklu gazetecinin listesini tuttuklarını ve her hafta farklı vakalara dikkat çekecek makaleler yayınladıklarını anlatan Stockford, “Yakın zamanda yayınlanacak makalelerimiz Dicle Haber Ajansı’nın kapatılması ve tutuklu gazeteci Nedim Türfent üzerine olacak. Aynı zamanda her ay Türkiye’den bir gazetecinin makalesini yayınlamak üzere başlattığımız bir makale serimiz var" bilgilerini verdi.

 

'HAYAL KIRIKLIĞI İÇİNDEYİZ'

 

Stockford, Avrupa Parlamentosu’nun 153 gazetecinin tutuklu olduğu Türkiye’ye karşı daha güçlü bir tutum sergilemediği için hayal kırıklığı içinde olduklarını da ifade etti. Stockford, devamla şunları söyledi: "Avrupa Konseyi ve AİHM’in artık Türkiye’de iç hukukla halledilebilecek adli bir sürecin olmadığını resmi olarak kabul etmesi ve şu anda OHAL Komisyonu’ndan geçmeyi bekleyen binlerce başvurunun biran önce kabul edilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Hem tutuklu hem de dışarıda olan gazetecileri sindirmek amaçlı kullanılan tutuklu yargılamaların son bulmasını talep ediyor; gazeteci davalarını gözlemlemeye ve haklarında kamuoyu hassasiyetini artırmaya yönelik çalışmaya devam edeceğimizin altını çiziyoruz. Şu anda tüm gazeteci davalarının takip edilebileceği bir takvim sayfası oluşturduk. IPI için Türkiye’nin kötüye gittiği çok açık. Bilgi toplamaya ve Avrupalı hükümetlerle, AP'yla temasımızı devam ettirerek gazetecilerin serbest bırakılması, hukuk devleti koşullarının tekrar sağlanması ve dengeli medyanın korunması taleplerimizi yineleyeceğiz. Türkiye vatandaşlarının, IPI gibi organizasyonların basın özgürlüğü ve gazeteciler için mücadele verdiğini bilmesi çok önemli. Aynı kapatılan DİHA ve Nedim Türfent için yaptığımız gibi..." 

 

'MESLEKTAŞLARIMIZIN ARKASINDA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

 

Diğer uluslararası basın kuruluşları ile birlikte yayınladıkları bildirinin de üzerinde duran Stockford, bu bildirilerin eylemlerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Bu gibi açıklamaları duruşlarını netleştirmek için yayınladıklarını, ancak Küresel Özgür İfade Kampanyası (Article 19), Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF)  ile de sürekli iletişim halinde çalıştıklarını paylaşan Stockford, English PEN’in yayınladığı "Türkiye'de Can Çekişen İfade Özgürlüğü: OHAL'de Yazarlar, Yayıncılar ve Akademisyenlerle İlgili Hak İhlalleri" raporuna işaret etti.

 

Avrupa’daki rollerinin Türkiye’de olan biteni takip ve raporlamak, fakat aynı zamanda hükümetler ve Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi gibi organizasyonlardan somut eylemler talep etmek olduğunu dile getiren Stockford, “Ancak Avrupalı hükümetlerin insan hakları, demokrasi ve ifade özgürlüğünün önüne ticari ilişkileri koyduğunu görmek, son derece hayal kırıcı. Avrupalı toplumların kendi hükümetlerine baskı yapması ve kulis oluşturmasının da öneminin büyük olduğuna inanıyoruz. Kürt basını, online medya ve Cumhuriyet, Evrensel, BirGün gibi bağımsız gazeteler için daha geç olmadan hükümetlerine Türkiye hakkında harekete geçmeleri üzerine baskı yapmaları gerektiğine inanıyoruz. IPI’ın görevi, her nerede tehdit altındaysa özgür basını ve serbest haber akışını savunmak. IPI olarak Türkiye’de tüm Türk ve Kürt medyasındaki üye ve meslektaşlarımızın arkasında durmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. 

 

Doğan Medya Grubu'nun satışının Türkiye’de ana akım medyanın bitişini temsil ettiğini de sözlerine ekleyen Stockford, “Görünen o ki, bundan böyle bağımsız medya kaynaklarının yüzde 90’ı hükümet etkisi altında olacak. Bu durum hem demokrasi hem de konuşma özgürlüğü açısından kötüye işaret” dedi.

 

KAYNAK: MEZOPOTAMYA AJANSI - NECLA DEMİR