Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç: Bahçeli püskevit yerken Kobaneliler Afrin’e vardı

9 Şubat 2018 Cuma 11:01
Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç: Bahçeli püskevit yerken Kobaneliler Afrin’e vardı
TSK’nin ‘Zeytin Dalı’ adını verdiği ve 20 Ocak’ta ÖSO destekli başlatılan Afrin harekatı 20 günü geride bıraktı.

Operasyonun ne zaman sona ereceği ise belirsiz. Türkiye medyası ise tek bir ses halinde hareket ediyor Başbakan Binali Yıldırım’ın “direktif” olarak yorumlanan 15 maddelik taleplerini sıralamasının ardından.

 

‘Üç saatte bitiririz’den, ‘İnlerine gömüyoruz’a; ‘Çekilmeyeni vururuz’dan ‘Bölgeye huzur getiriyoruz’a kadar birçok başlık artık rutin medya için.

 

“Savaş karşıtı” söylem “terör seviciliği” ile eş tutulurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da, ne zaman gençlerle bir araya gelse, “Gerekirse biz de Afrin’e gideceğiz” sözleriyle kitleleri harekete geçiriyor.

 

2019’daki seçime AKP ile ittifak içinde gideceğini duyuran ve Erdoğan’a tam desteğini açıklayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de aynı yolda ilerliyor; “Gerekirse ben de bir bozkurt gibi Afrin'e gider, yaşadığım canı seve seve feda ederim" diyerek…

 

Türkiye medyası, “Afrin halkının kucak açarak Türkiye’yi beklediği” iddiasını kaşısa da, dört gün önce yabancı basına kentteki vatandaşların binlerle anılan yürüyüşü yansımıştı.

 

Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç ise bunu bir ironi ile kaleme alıyor bugünkü yazısında.

 

“Erdoğan’ın arkasına takılmış, binlerce insandan oluşan bir sel gibi Afrin’e aktığını düşünüyor insan ‘Afrin’e doğru büyük yürüyüş’ haberlerini okuyunca” diyor Başlangıç ve şöyle sürdürüyor sözlerini:

 

“Meğer meselenin aslı öyle değilmiş...

 

Irak’ın, Suriye’nin kuzeyinden; Şengal’den, Süleymaniye’den, Derbesiye’den, Tiltemur’dan, Amude’den, Kamışlı’dan, Derike’den, Remalan’dan, Serekaniye’den; farklı etnik, dinsel ve mezhepsel yapılaradan binlerce insan Afrin’e doğru akıyormuş.

 

Sincar dağlarındaki Ezidilerden Amude’nin Araplarına, bölgedeki Kürtlerden Türkmenlere yollara düşmüştü insanlar; ellerinde zaferleri, dillerinde türküleri, Kürtçe ve Arapça sloganlarıyla haksız bir savaşın üzerine yürüyorlardı.”

 

Konvoyun Kobani’de gecelediğini hatırlatan Başlangıç, ertesi gün Kobani halkının  katılımıyla daha da büyük bir konvoy olarak yola çıkıldığını söylüyor Afrin’e doğru.

 

Katılımın ise on binleri bulduğunu ifade eden Başlangıç, “Belki de tarih ilk kez binlerce insanın savaşa karşı barış için bu denli yığınsal canlı kalkan eylemine tanık oluyordu. Bu görüntü bile Erdoğan’ın Türkiye’yi ne denli büyüklükte bir haksız savaşa sürüklediğinin apaçık kanıtıydı” diyor.

 

Başlangıç, yürüyüşe Suriye rejiminin izin vermesinin ise kayda değer bir gelişme olarak görüyor ve ekliyor:

 

“İşin gerçeği şu ki AKP-MHP koalisyonunun ‘her şey Reis’in çıkarı için’ anlayışıTürkiye’nin yoksul aile çocuklarını Suriye’deki masum bir halkın üzerine sürmüştür. Türkiyeli ve Suriyeli yoksulların kanı dökülürken… Reis’in askerlik bile yapmamış çocuğu savaşa dronlarla oynanan bir atari oyunu muamelesi yaparken… ‘Yalnız bozkurt’ Bahçeli Saray’ın arka bahçesinde püskevit yerken… Dört yıl önce ‘düştü, düşüyor’ denilen Kobane’nin sivil halkı Afrin’e vardı bile… Bu da size halkların verdiği bir ders olsun.”