Türk sinemasının efsanesi Cüneyt Arkın, son yolculuğuna uğurlandı

30 Haziran 2022 Perşembe 15:52
Türk sinemasının efsanesi Cüneyt Arkın, son yolculuğuna uğurlandı
Kalbinin durması nedeniyle kaldırıldığı hastanede 28 Haziran günü hayatını kaybeden Türk sinemasının efsane ismi Cüneyt Arkın'a bugün düzenlenen törenle veda edildi.
Usta oyuncu Cüneyt Arkın için Atatürk Kültür Merkezi'nde tören düzenlendi. Arkın, Teşvikiye Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından da son yolculuğuna uğurlandı.
 
AKM'de düzenlenen törene Arkın'ın eşi Betül Cüreklibatır, oğulları Kaan Cüreklibatır ve Murat Arkın başta olmak üzere torunları ve yakınları, sanatçı Ediz Hun, Nuri Alço'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda oyuncu ve sanat dünyasından isimler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in de arasında yer aldığı siyasetçiler ve sevenleri katıldı.
 
Törende Cüneyt Arkın için hazırlanan kısa video gösterimi yapıldı. Usta oyuncu için törende konuşmalar da yapıldı.
 
Cüneyt Arkın'ın eşi Betül Cüreklibatır, "Gitti, dünyayı kurtardı. Kendini kurtaramadı maalesef. Evinde ölmek isterdi. Evinde öldü" dedi.
 
Cüneyt Arkın'in oğlu Kaan Cüreklibatır, babasına, "Filmlerini izleye izleye iyi insan olmayı öğrendim. Yaşama cesaretinin ta kendisiydi o. Ben onun önünde sevgi ve saygıyla eğiliyorum" sözleriyle veda etti.
 
Diğer oğlu Murat Arkın da, "O hayatında hep 'milletim', 'halkım', 'vatanım' dedi... O şimdi cennete gitti biliyorum ama işte böyle adamlar cenneti bile vatan yapacak adamlar. Aklım, bedelim, yüreğim hâlâ kabul etmiyor... Gelen mesajlardan şunu gördüm; dini, dili, ırkı, mezhebi, rengi, politik görüşü ne olursa olsun tüm insanların üzerinde uzlaştığı bir değer olmuş Cüneyt Arkın... Onun filmleri ile açılışı yaptık, ben de onun filmlerinden bir replikle sözlerimi bitirmek istiyorum, onun filmleri ile yaşadık, yaşayacağız... Bugün çok ağlayan insan gördüm. Çok ağlayan insan gördüm, zaman zaman hıçkıra hıçkıra ağlayan, zaman zaman da çekindiği için yüreğinden ağlayan... 'Ağlamayın be, böyle insanlara ağıt değil, destan yaraşır...'" diye konuştu. 
 
Usta oyuncu Ediz Hun "Acımız çok büyük. Sene 1963, sevgili Cüneyt ile sinemeya giriş yılımız. 59 yıl geçti... Olağanüstü bir insandı. Her rolün üzerinden gelebilecek kabiliyetli bir insandı. Çalışkandı, azimliydi. Cüneyt'teki kabiliyet bazı dünya starlarında yoktu. Bedenimden bir parça kopmuş gibi hissediyorum. Tarih yapraklarında Cüneyt Arkın ismi altın harflerle yazılacaktır. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum." dedi.
 
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen de "Fahrettin, İstanbul Tıp Fakültesi’ni kazandı. Fırsat buldukça Eskişehir’e gelir arkadaşlarıyla vakit geçirirdi. Çok büyük bir sanatçıydı. Fahrettin yalnızca büyük bir oyuncu değil, çok da iyi bir edebiyatçıydı. Lisede aynı sırayı paylaştık. Eğer sinema dünyasına katılmasaydı, Türkiye’nin en büyük çocuk hastanesini yapmak vardı. Bir diğer özelliği de katıksız bir Atatürkçüydü… Halk kahramanıydı, filmlerinde halk kahramanlarını temsil ederdi. Ben gençlere, yeni yetişen kuşaklara söylüyorum, Fahrettin’in bilinmeyen yönlerini araştıralım okuyalım." ifadelerini kullandı.
 
İmamoğlu: İstanbul'da anısını yaşatmaya söz veriyoruz
 
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da, "Bugün elbette Türk sinemasının en değerli isimlerinden birini uğurlamak için bir aradayız. Unutulmaz filmlere imza attı. İlk sinemaya gidişim herhalde 6-7 yaşlarındaydım, Cüneyt Arkın'ın filmini izlemiştim... Kara Murat, Cüneyt Arkın ile aslında tanışma anımız olmuştu. Ülkemizin hem tarihi simgelerini tanıtan, hem emekçisine hak arayan Cüneyt Arkın, o karakterlerle hepimiz gönlünde taht kurdu. İnsan bunu düşünce şöyle hissediyor, sanki evinde var olan bir insanı kaybediyor. Cüneyt Arkın ve onun gibi isimler hep evimizde, hiç çıkmadılar, bizi büyüttüler... Çok iyi insanlar ve mütevazılığı, abiliği hissettiren bir insan oluşu... Yakın zamanda kendisini ziyaret etme şansına erişmiş olmak beni çok mutlu etti. Cüneyt Arkın'ı uğurlarken, benim için belki bir teselli, onunla sohbet etme imkanı olmuştur. Hiç unutmayacağız ama bir de yaşatmak önemli... İsmini yaşatmak boynumuzun borcudur. İstanbulluya yakışan bir biçimde; ailesiyle sohbet ederek, en güzel biçimde, ismine yakışır bir biçimde İstanbul'da anısını yaşatmaya söz veriyoruz. O güzel kimliği ile, cesaret veren sözleri ile önünde saygıyla eğiliyorum" diye konuştu. 
 
İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, "Vatan ve millet sevgisinin, iyilik ve dürüstlüğün beyaz perdedeki temsilcisiydi. Çok ama çok güzel bir insandı. Bakışı çok güzeldi. 58 yıl önce Gurbet Kuşları filmi ile adım attığı Türk sinemasından ebediyete kuş oldu, uçtu, gitti..." dedi. 
 
Bakan Ersoy: Atlas Sineması'nda bir köşeyi ayıracağız
 
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da, "Yüreğimize bir burukluk, ağırlık çöktü. Cüneyt Arkın ismi bir sanatçı olmanın ötesinde bir duruş ve kararlılık ifadesiydi... Dram, romantik, komedi, hangi türde olursa olsun canlandırdığı karakterin hakkını sonuna kadar verdi. Hepsinden öte, Türk tarihine, sinema perdesi üzerinden eşsiz bir kapı açtı. Popüler kültürün, asimile eden, akıl çelen etkilerine sanatla direnişin akla gelen ilk ismi Cüneyt Arkın oldu. Cüneyt Arkın bütün bunları yokluk ve imkansızlıklara rağmen başardı. İnandığı yolda devam etti. Cüneyt Arkın devamlı hatırlanacak. Ne kadar zaman geçerse geçsin yol göstermeye devam edecektir. Olmasalardı, Yeşilçam olmazdı dediğimiz değerli isimlere sahibiz. Bugün onu uğurlarken dilimizde sadece şükran ifadeleri var... İyi ki vardın, yönünü, yolunu değiştirmeden sanatını icra ettin. Adın gibi yaptıkların da nesillerle yaşamaya devam edecek. Cüneyt Arkın'ın anısını, ismini yaşatmaktaki en önemli sorumluluk Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bize düşüyor. Ailesinin öngördüğü şekilde Atlas Sineması'nda bir köşeyi Cüneyt Arkın'a ayıracağız, onun öngördüğü şekilde anısını, bize miras bıraktıklarını gelecek nesillere aktaracak şekilde yaşatacağız, en kısa zamanda ailesiyle bunu gerçekleştireceğiz " ifadesini kullandı.
 
Yapılan konuşmaların ardından Cüneyt Arkın’ın naaşı cenaze namazı için Teşvikiye Camii'ne götürüldü.  Cenaze törenine binlerce kişi katıldı. 
 
AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu cenaze törenine katılan siyasetçiler arasındaydı.
 
Arkın'ın naaşı,  Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmek üzere son yolculuğuna uğurlandı. 
 
Kalp durması nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı
 
Usta oyuncu Cüneyt Arkın 27 Haziran gece saatlerinde rahatsızlanarak Beşiktaş, Ulus’ta bulunan özel bir hastanede tedavi altına alındı. Eşi Betül Cüreklibatır ve yakınları hastaneye geldi. 85 yaşındaki oyuncu 28 Haziran sabahı hastanede hayatını kaybetti.
 
Usta sanatçı Cüneyt Arkın'ın ölümüyle ilgili doktoru Prof Dr. Ferah Ece, yaptığı açıklamada "Gece yarısından sonra ambulansla kalp durmasıyla hastanemize başvuran sanatçımız maalesef yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Ailesi başta olmak üzere sevenlerine baş sağlığı diliyoruz. Kalp durmasıyla geldiği için büyük ihtimalle kardiyak bir problem olmuştur. Belli bir yaştan sonra kalp kasları da çok kuvvetli olmadığı için kardiyak bir sebep daha doğrusu hem solunum hem kardiyak sebep diye düşünebiliriz. Akciğerlerin hasarlı olması kardiyak olarak da yük bindiriyor kalbe. Bu nedenle yaşlılığın verdiği etkiyle de organlar genç olduğu gibi kuvvetli değil" dedi.
 
Cüneyt Arkın'ın hayatı
 
Asıl adı Fahrettin Cüreklibatır olan Yeşilçam'ın unutulmaz sanatçısı Cüneyt Arkın 1937 yılında doğdu.
 
Eskişehir'in bir köyünde doğan Arkın, lise öğrenimini Eskişehir Atatürk Lisesi'nde gördü. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı ve doktor oldu.
 
1963 yılında "Artist" dergisinin düzenlediği "sinema artisti" yarışmasına girdi ve birincilik aldı.
 
Kariyerindeki dönüm noktası 1963'te askerliğini yaparken 1. Hava Jet Üssü'nde yönetmen Halit Refiğ ile tanışması oldu. Askerlik bitince, 1964'te Halit Refiğ'in "Gurbet kuşları" filmiyle sinemaya adım attı. Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncasıyla Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik ve Filiz Akın ile onlarca filmde rol aldı.
 
"Gurbet Kuşları" filminin finalindeki kavga sahnesi, Arkın'ın kariyerinde bir kırılma noktası oldu. Bir süre daha duygusal-romantik jön karakterlerini canlandırdıktan sonra yine Halit Refiğ'in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi.
 
Bu dönemde İstanbul'a gelen Medrano Sirki'nde altı ay süreyle akrobasi eğitimi aldı. Burada öğrendiklerini "Malkoçoğlu" ve "Battalgazi" serilerinde beyaz perdeye aktararak Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getirdi. Özellikle Maden (1978) ve Vatandaş Rıza (1979) filmleri, Cüneyt Arkın'ın kariyerinde özel bir yer kapladı.
 
Cüneyt Arkın sinemasına ayrı bir renk getiren, yönetmenliğini Çetin İnanç’ın yaptığı 1982 tarihli Dünyayı Kurtaran Adam zamanla bir kült filme dönüştü. Arkın; 1980’li yıllarda Ölüm Savaşçısı, Kavga, Sürgündeki Adam ve İki Başlı Dev gibi aksiyon filmlerinden sonra, 1990’lı yıllarda polisiye dizilere yöneldi. Oyunculuğunun yanı sıra televizyon sunuculuğu ve köşe yazarlığı da yaptı.
 
Gurbet Kuşları, Dünyayı Kurtaran Adam, Köroğlu, Battal Gazi Destanı ve Kara Murat gibi 300'den fazla filmde rol alan Arkın, aynı zamanda yönetmen, yapımcı ve senarist olarak da pek çok filme imza attı.
 
Ödülleri
 
Cüneyt Arkın; 1969’da İnsanlar Yaşadıkça, 1976’da da Mağlup Edilemeyenler filmleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı.
 
12 Mart dönemi sırasında, 4. Altın Koza Film Festivali'nde (1972) jürinin ilk oylamasında Yılmaz Güney'i Baba filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu seçmesine rağmen daha sonra siyasi baskılarla Güney'in yerine, ilk oylamada Yaralı Kurt filmindeki performansıyla ikinci olan Cüneyt Arkın'ı en iyi erkek oyuncu seçti. Bu karara tepki gösteren Arkın ödülü reddetti.
 
Arkın’a 1999’da Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ve 2013’te Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde Yaşam Boyu Onur Ödülü verildi.
 
Yine 2013’te Engelsiz Yaşam Vakfı tarafından Yaşam Boyu Meslek ve Onur Ödülü verilen Arkın, 2013’te Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün sahibi olmuştu. Arkın geçen yıl da Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmüştü.
 
Özel hayatı
 
Cüneyt Arkın ilk evliliğini 1964 yılında kendisi gibi doktor olan sınıf arkadaşı Güler Mocan ile yaptı. 1966 yılında kızları Filiz doğdu. Arkın'ın yeni gelişen sinema oyuncusu kariyeri nedeniyle evlilik uzun sürmedi.
 
1968 yılında çini fabrikası sahibi olan bir ailenin kızı Betül Işıl ile tanıştı. Cüneyt Arkın, 1968 yılında boşandıktan bir yıl sonra, 1969'da Betül Işıl ile nişanlandı, 1970'te evlendiler ve 1971'de boşandılar. Kısa süre sonra yeniden evlendiler ve bu evlilikten de Kaan ve Murat adlarında iki çocukları oldu.
 
Kızı bir şirkette genel müdürlük yapan Arkın'ın oğullarından Murat da dizilerde oyunculuk yapmayı seçti
 
Bir dönem alkol tedavisi gören olan Arkın, alkol, uyuşturucu ve gençliğin sorunları konulu sayısız konferans verdi, bunlarla ilgili teşekkür beratları ve onur ödülleri aldı.