Tahliye sonrası tutuklama kararlarına tepki

11 Ekim 2018 Perşembe 21:28
Tahliye sonrası tutuklama kararlarına tepki
Türkiye’de tahliye kararlarından kısa bir süre sonra yeniden verilen tutuklama kararları tepki çekiyor. Avukatlar kararların “keyfi” olduğunu savunurken, mağdurlara göre süreç “psikolojik işkence”ye denk.

“Yeniden gözaltı haberini alınca yıkıldık tabii. Psikolojik olarak cezaevinden çıkmaya hazırlanmışsın. Duruma ilişkin net bir bilgi de alamıyorsun. Korkunç bir belirsizlik…”

 

Bu cümleler gazeteci Murat Aksoy'a ait.

 

15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında tutuklanan gazeteci Murat Aksoy’un da içinde bulunduğu 13 kişi hakkında tutukluluk süresi ve suç vasfının değişebileceği gerekçeleri göz önüne alarak 31 Mart 2017 tarihinde tahliye kararı verilmişti.

 

Aksoy, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılanan ve tahliye edilen isimler için bu kez “anayasal düzeni ortadan kaldırmak” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından yeni bir soruşturma başlatması üzerine tahliye kararının verildiği gece yeniden gözaltına alındı. Aksoy, o süreci şöyle hatırlıyor:

 

Ailelerimizle, sevdiklerimizle buluşmayı hayal ederken cezaevi çıkışında çelik yelekli polisler bizi teslim aldı. Gözaltında geçen iki hafta çok kötüydü. Psikolojik işkence gibiydi. Tutukluyken hükümeti devirmek için ne yapmış olabilirim?

 

Mahkeme heyeti açığa alındı

 

Tahliye kararı veren İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinde yer alan üç hâkim ve bir savcı, karardan dört gün sonra Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından açığa alındı. HSK, açığa alma gerekçesinde, “15 Temmuz kanlı darbe girişimi esnasında verilen şehit ve yaralı sayısı, kalkışmanın meydana getirdiği toplumsal travmanın izlerinin halen devam etmesi gibi realiteler göz önünde bulundurulduğunda verilen tahliye kararının toplumda infial uyandırdığı ve kamuoyu vicdanını yaraladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır” ifadeleri yer aldı.

 

Diğer yandan, başlatılan yeni savcılık soruşturması neticesinde 14 gün gözaltında kaldıktan sonra yeniden tutuklanarak cezaevine gönderilen ve hakkında ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen Murat Aksoy, tekrar tahliye edildiği 24 Ekim 2017’den beri özgür.

 

“Keyfi tutukluluk ile karşı karşıyayız”

 

Tahliye kararı ertesi kısa süre sonra tutuklanan tek isim Murat Aksoy değil. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin Afrin bölgesinde yürüttüğü Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin yaptığı açıklamalar gerekçe gösterilerek “örgüt kurmak ve yönetmek” suçlamalarıyla ocak ayında tutuklandı. Güven’in, 24 Haziran seçimlerinde HDP’den Hakkari milletvekili seçilmesinden sonra avukatı Reyhan Yalçındağ tahliye başvurusunda bulundu. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Leyla Güven’i yurt dışına çıkış yasağıyla 29 Haziran’da tahliye etti. Leyla Güven, avukatı Yalçındağ’dan tahliye haberini aldıktan sonra eşyalarını toplamak için koğuşuna döndü. Bu esnada avukatları bir yandan müvekkillerinin cezaevinden salıverilmesini beklerken bir yandan da tahliye kararına itiraz yapılıp yapılmadığını öğrenmeye çalışıyordu. Avukatların korktuğu oldu ve savcılık Güven’in tahliyesine itiraz etti. İtirazın kabulü üzerine Güven “kuvvetli suç şüphesi” bulunduğu gerekçesiyle yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi.

 

Avukat Yalçındağ, “Hukuki değil, siyasi bir karardı. Delil durumunu bilmeyen Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı aynı gün okudu ve tutukluluk kararı verdi. Keyfi bir tutukluluk ile karşı karşıyayız” diye konuşuyor.

 

Avukat ayrıca, müvekkilinin yeniden tutuklanmasına yönelik karar için, “Savcılıkların mahkemelerin tahliye kararlarına itiraz hakkı yoktu. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile geçirdiler” diye hatırlatma da yapıyor.

 

KHK ile kanun maddesi değiştirildi

 

HDP Milletvekilleri İdris Baluken, Ferhat Encü ve Nursel Aydoğan’ın 2017 yılında mahkemelerin haklarında verdiği tahliye kararlarının ardından savcıların itirazı üzerine tekrar tutuklanmaları tartışma yaratmıştı. Tartışmanın nedeni ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) yer alan “Şüpheli veya sanığa tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir” hükmüydü. Bu hükme göre, savcının tahliye kararına itiraz hakkı yoktu ve vekillerin savcıların itirazıyla yeniden tutuklanmaları hukuka aykırıydı. Ancak, Aralık 2017’de Resmi Gazete’de yayımlanan 696 Sayılı KHK ile söz konusu maddede değişiklik yapıldı. Değişiklik ile “Ret kararına itiraz edilebilir” maddesi, “Bu kararlara itiraz edebilir” denildi. Bu maddedeki değişiklik ile mahkemelerin tahliye kararlarına savcılara da itiraz etme hakkı verilmiş oldu.

 

“Çok sert baskı altına alındığını düşünüyoruz”

 

Serbest kalanların yeniden tutuklanması uygulaması bizzat hukukçuları da etkiliyor. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu’ndan 17'si tutuklu 20 avukatın yargılandığı davanın 14 Eylül’de görülen duruşmasında oy birliğiyle tüm tutuklu avukatların tahliyesine karar verdi. Heyet, sanıkların avukat olduklarını, bir yıldan uzun süredir tutuklu olduklarını belirterek uluslararası sözleşme ve yargı kararlarına atıfta bulunarak tahliye kararı verdi. Ancak aynı mahkeme heyeti, duruşma savcısının tahliye kararına itirazını kabul ederek 12 avukat hakkında yeniden tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı ve yakalanan avukatlar Selçuk Kozağaçlı, Behiç Aşçı, Aycan Çiçek, Ahmet Mandacı, Aytaç Ünsal ve Engin Gökoğlu tutuklanarak cezaevine gönderildi.

 

DW Türkçe’ye yeniden tutuklama kararını değerlendiren ÇHD İstanbul Şube Başkanı avukat Gökmen Yeşil, savcılığın itirazı üzerine mahkemenin bir şartla yeniden tutuklama kararı verebileceğine dikkati çekerek, “O şart, kararı değiştirecek bir gelişmenin olması, tutuklamayı gerektirecek yeni bir delilin ortaya çıkmasıdır ama ne olumsuz bir yeni gelişme oldu ne de aleyhte bir yeni delil vardı ortada” diyor.

 

Mahkeme heyetinin verdiği tahliye kararının hukuka uygun olduğunu belirten avukat Yeşil, “Heyetin tahliye kararından vazgeçilmez ise kendilerinin birtakım hukuki risklerle karşı karşıya kalacakları yönünde çok sert baskı altına alındığını düşünüyoruz” diye konuşuyor.

 

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe/Burcu Karakaş