Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov: Türkiye anlaşmanın şartlarını yerine getirmedi, bu yüzden çatışmalar sürüyor

13 Şubat 2020 Perşembe 22:37
Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov: Türkiye anlaşmanın şartlarını yerine getirmedi, bu yüzden çatışmalar sürüyor
Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetindeki çatışmaların hızla devam ettiği kritik süreçte Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Sputnik’e Türk-Rus ilişkileriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, İdlib'deki durumla ilgili, "Bu gibi acil sorunlara bir an önce çözüm bulup partnerliğimizi sağlamlaştırmalıyız. Çünkü ancak böyle yaparsak, Türk-Rus halkları arasına fitne sokmak isteyenlerin bu isteği kaybolacaktır" derken, Soçi Mutabakatı'nın ihlal eden ülkenin Türkiye olduğunu iddia etti.

 

Sputnik'e Türkiye-Rusya ilişkileriyle ilgili açıklamalarda bulunan Yerhov, iki ülkenin ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi ve işbirliğinin sağlamlaşması için İdlib meselesi başta olmak üzere sıcak meselelere bir an önce ortak çözüm bulunması gerektiğini savundu. Deneyimli diplomat, Türkiye'nin anlaşmanın şartlarını yerine getirmediğinin ve İdlib'de bu yüzden çatışmaların sürdüğünün altını çizdi.

 

Türkiye'nin Soçi Mutabakatı'nı ihlal ettiğini iddia eden Yerhov "Anlaşma yerine getirilmedi, çatışmalar sürüyor ve şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Bu noktalardan ne için gözlem yapılmaktadır? Bu tesislerin işlevi ne? Ki askeri dilde bu noktaların adı aslında 'mustahkem mevkidir'" dedi.

 

"Türkiye'de çoğunluk 'Suriye Rejimi'ni suçluyor; gelin işin aslına bakalım..."

 

Yerhov'un açıklamalarından satır başları şöyle:

 

"Şimdi Türkiye'de çoğunluk Rusya'yı ve güya mutabakatı 'ihlal eden, saldıran, sivil hedefleri bombalayan' 'Suriye rejimini' suçluyor. Gelin işin aslına bakalım:

 

"Öncelikle, bazıları için Şam'daki hükümet meşruiyetini kaybetmiş olabilir, ama bazılar için de meşrudur, kaldı ki böyle düşünenlerin sayısı az değil. Uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler (BM) üyelerinin büyük kısmı bu hükümeti meşru görüyor. Şam'ı her fırsatta eleştiren ama yine de iletişimi koruyan ve farklı konularda işbirliği yapanlar da var. "Savaş ekonomisi", bilirsiniz, çok kurnaz ve ilginç bir şey.

 

"Yükümlülüklerinizi yerine getirmiyorsanız, diğer taraftan bunu talep etmeye hakkınız var mı?"

 

"İkincisi, Şam ve Rusya'nın 'ihlal' ettiği iddia edilen 17 Eylül 2018 Soçi Mutabakatı nedir? Bu ikili bir anlaşma ve bu anlaşma kapsamında taraflar üzerlerine oldukça açık ve net yükümlülükler aldı. Örneğin, Rusya İdlib gerilimi azaltma bölgesinde Türk gözlem noktalarının varlığını ve bölgede askeri statükonun devam ettirilmesini kabul etti. Türkiye de İdlib'de oluşturulan 15-20 kilometre genişliğindeki silahsız bölgeden "tüm radikal terörist grupları", tanklar, çok namlulu roketatarlar, topçu sistemleri dahil tüm ağır silahları tahliye etme yükümlülüğünü aldı. M5 ve M4 karayollarını trafiğe açma konusunda da mutabakat sağlandı. Ne oldu, teröristler çıkarıldı mı? Yollar açıldı mı? Eğer yükümlülüklerinizi yerine getirmiyorsanız, diğer taraftan yükümlülüklerini yerine getirmesini talep etmeye hakkınız var mı? Anlaşma taraflarının yükümlülükleri 'diyalektik birlik içinde' bulunmalı, aksi takdirde eşit partnerlikten bahsetmek güç oluyor.

 

"Sonra. Çeteler silahsızlandırılmadı ve 'ılımlılardan' ayıklanmadı. Ne fark eder? Çok şey fark eder. Çünkü teröristler, onları kimsenin silahsızlandırmadığını ve 'ayırmadığını' görünce yüreklendi ve geçen yılın ilkbaharından itibaren Suriye hükümet ordusu mevzilerine ve bu arada Hmeymim'deki Rus hava üssüne saldırıları gün geçtikçe artırdı.

 

"Ocak ayında İdlib'de ateşkes ilan etmeye çalıştık"

 

"Aralık 2019 – Ocak 2020 döneminde, Suriye hükümet ordusu mevzilerine ve yakınındaki kentlere, ki bunun başında Halep geliyor, saldırılar çok daha etkin hale geldi. Geçen aralık ayında teröristler tank, piyade araçları, havan topları ve toplarla 1400'den fazla saldırı düzenledi.

 

"Ocak ortasında Türkiye ile birlikte İdlib'de bir kez daha 'ateşkes' ilan etmeye çalıştık. Ne oldu? Ocak ayının sadece son 2 haftasında binden fazla saldırı meydana geldi, yüzlerce Suriyeli asker, sivil öldü veya yaralandı. Silahlı insansız hava araçları ile Hmeymim'e saldırı girişimleri de devam etti.

 

"Sabır tükendi, Suriye ordusu topraklarının her bir karışını geri alma kararı verdi"

 

"Burada da sabır tükendi ve Suriye ordusu kendi topraklarının her bir karışını geri alma kararı verdi. Altını çizerek söylüyorum, kendi egemen topraklarını. Suriye ordusu kendi topraklarında, kendi halkı için savaşıyor. Birtakım sakallı yabancıların dikte ettiği kurallara göre değil, atalarının yaşadığı gibi yaşama hakları için savaşıyorlar. Bu yüzden yasadışı silahlı oluşumların elinden onlarca köyü ve son günlerde de stratejik öneme sahip M5 karayolunu kurtardılar, artık kimse taarruza geçmiş olan Suriye ordusunu geri çeviremez.

 

"Turkiye'ye Soçi Mutabakatı'nı yerine getirmiyor"

 

"Soçi'de Türkiye'nin varlığı konusunda anlaştığımızda, bu noktaların anlaşmada belirtilen ateşkesi ve anlaşmanın yerine getirilmesini gözlemleyeceği kastedilmişti. Ama anlaşma yerine getirilmedi, çatışmalar sürüyor ve şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Bu noktalardan ne için gözlem yapılmaktadır? Bu tesislerin işlevi ne? Ki askeri dilde bu noktaların adı aslında 'mustahkem mevkidir'. Yerel basın, bu Türk müstahkem mevkilerden Suriye ordu birliklerine yönelik topçu ateşi açıldığını bildiriyor. Bu noktalar aslında 'cephenin' çok gerisinde kaldı ve orada ne yapıyor?

 

"Biz yaklaşımımızı Türkiye'ye anlatmaya çalışıyoruz"

 

"Biz, yaklaşımımızı Türkiye yönetimine ve toplumuna anlatmaya çalışıyoruz. Bizi anlamalarını ve doğru anlamalarını istiyoruz. Bu bağlamda büyük ölçüde ajansınıza da güveniyoruz. Eğer acil sorunlar dahil bu konularda anlayışa varırsak partnerliğimiz çok daha sağlam bir temele sahip olacak, daha emin adımlarla yukarıya doğru tırmanacak. Bu durumda Rusların da Türklerin de ikili ilişkilerin sağlamlığı, faydası ve geleceği konusunda şüphesi olmayacak, bazılarının da Moskova ile Ankara ve Rus ile Türk halkları arasına fitne sokma arzusu dahi kalmayacaktır."