Öldükten sonra işe iade edilen KHK'lıların yakınları: "Geç gelen adaleti ne yapalım?”

2 Aralık 2019 Pazartesi 14:18
Öldükten sonra işe iade edilen KHK'lıların yakınları:
Gözaltında işkence ile ölen öğretmen Gökhan Açıkkollu KHK ile ihraç edildikten 1.5 yıl sonra göreve iade edildi. KHK ile ihraç edilen bilgisayar teknikeri Ömer Faruk Arsoy, kanserden öldükten 3 ay sonra geçtiğimiz şubat ayında göreve iade edildi.

KHK’yle ihraç edildikten dört ay sonra yaşamını yitiren SES Malatya Şube Eş Başkanı Bülent Uçar hakkında da OHAL Komisyonu olumlu yanıt vererek Uçar’ın işine geri dönmesini kararlaştırdı. 20 gün önce de OHAL Komisyonu, Diyarbakır’da Kadın Doğum Hastanesi’nde memur olarak çalışan ve 2016 yılında KHK ile işinden ihraç edilen kanser hastası Mücahit Karataş’ı öldükten sonra işe iade etti.

 

İşe iade edilen ancak şu anda hayatta olmayan KHK'lıların yakınlarıyla konuşan Gazete Duvar'dan Hacı Bişkin'in haberi şöyle:

 

Diyarbakır Kadın Doğum Hastanesi’nde memur olarak çalışan Mücahit Karataş, 675 sayılı KHK ile 2016 yılında ihraç edildi. Karataş’ın eşi Hacer Karataş, ölen eşiyle ilgili iade kararını hastane yolundayken duymuş. Yoğun bakımda olan annesini ziyarete giderken çalan telefonunu açan Karataş, verdiği tepkiyi şöyle anlatıyor:

 

“Otobüs seyir halindeyken çalan telefonumu açtım. Arayan eşimin avukatıydı. ‘Hacer Hanım eşiniz işe alındı’ dedi. Şaşırdım… Hayatta olmayan bir insanı işe almak ne demek. ‘İşe aldılar da mezardan mı çıkartalım?’ dedim.”

 

"İade edileceğim ama ben burada olmayacağım"

 

Karataş, eşini anlatırken, “Bir gün işe iade edileceğini biliyordu” diyor. Eşiyle bu konuda konuşurken kendisine, ‘İşime döneceğim ama ben burada olmayacağım’ dediğini anlatan Karataş şöyle devam ediyor:

 

“Çok kızmıştım bu sözlerine. Zaten kanser tedavisi görüyordu. Üzülmemeli, stres yapmamalıydı. Bu süreçte sendikası KESK bize hep yardımcı oldu. Maddi manevi olarak eşimi yalnız bırakmadılar. Bu durumdan çok memnundu. Ekonomik olarak zor günler yaşadık. İhraç edildikten sonra sık sık ataklar geçiriyordu. Sürekli hastalanmaya başladı. Doktoru, ‘Hastayı bu kadar kötü etkileyen şey nedir’ diye sordu. İşten atıldıktan sonra çok üzülüyordu. En son hastaneye yatırıldığında elini tuttum. Titriyordu… ‘Hiçbir şeyi takma kafana’ dedim. Ama eşim gitti.”

 

Karataş son olarak, “Şimdi geç gelen adaleti ne yapalım?” diyerek eşinin hak kayıplarını da alamadıklarını söylüyor.

 

"Eşim iade edildi ama..."

 

Öldükten sonra işe iadesi gerçekleşen başka bir KHK’li ise Malatya Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Şube Başkanı Bülent Uçar oldu.  Uçar’ın eşi Songül Uçar, eşiyle ilgili herhangi bir hak kaybı alamadıklarını söyledi. Uçar ihraç edilen eşini anlatırken, “Bülent hiçbir zaman moralini bozmadı. Bu süreçte de hep arkadaşlarına destek oldu” dedi. Uçar eşinin hayallerini ise şu sözlerle anlatıyor:

 

“Pozitif düşünürdü. ‘Çalışırım, yaparım, hiçbir zaman kötü duruma düşmeyiz’ diyordu. Arkadaşlarını da ayakta tutmak için mücadele veriyordu. Çay ocağı kurma hayali vardı. İhraç edilen arkadaşlarıyla çay ocağı açmak için plan kurdular. Hatta iş paylaşımı bile yapmışlardı. Ben de yardım edeceğimi söylerdim, bulaşıkları yıkama işini ben üstlenmiştim.”

 

Uçar, “Maddi ve manevi tazminat davası açacağım. Ne yapmam gerekiyorsa yapacağım” dedi.

 

Haklarını almak için ne yapmalılar?

 

KHK’lilerin davalarına bakan Nedim Değirmenci, öldükten sonra işlerine iade edilen KHK’lilerin haklarının mutlaka verilmesi gerektiğini söylüyor. Değirmenci, hukuk yollarına başvurarak ailelerin maddi ve manevi tazminat açmaları için çağrıda bulunuyor:

 

“İşe iade edilenler öncelikle ihraç edildikleri kurumdan hak kayıplarını talep etmeli. Eğer bu kişiler yaşamıyorsa aileleri bunu gerçekleştirmeli. Eğer kurum, yani idare bu başvurulara olumlu yanıt vermezse idare mahkemesinde dava açma yoluna gidilmeli. Davanın karar süresi ise şehirden şehre farklılık gösteriyor. Örneğin İzmir’de 1 yıl içerisinde karar açıklanıyor. Tabii bu kısım sadece maddi tazminat konusu. Manevi tazminat haklarını da istemeliler.”