Karamollaoğlu: Asıl darbe milletimizin cebine, emeğine, aşına yapıldı

7 Nisan 2021 Çarşamba 20:09
Karamollaoğlu: Asıl darbe milletimizin cebine, emeğine, aşına yapıldı
Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu, "Niyetleri ne olursa olsun gece yarısı yayınlanan bu bildiri sıkıntıda olan iktidara yaramıştır" diye konuştu.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu haftalık basın açıklamasında gündemdeki konuları değerlendirdi.

 

Açıklamasında 104 emekli amiralin "Montrö" ve "sarıklı amiral" konusunda yaptığı açıklamaya değinen Karamollaoğlu, "Üniformalarını çıkardıktan sonra bildiri yayınlamak kabul edilebilir ama darbe çağrısı elbette kabul edilemez. Niyetleri ne olursa olsun gece yarısı yayınlanan bu bildiri sıkıntıda olan iktidara yaramıştır" diye konuştu.

 

"Darbe sadece postallarla değil; vergilerle, zamlarla da yapılır"

 

Kamuoyunda tartışılması gereken konunun emekli amirallerin açıklaması değil, 2 milyon esnafın ve "geçinemeyen emeklilerin" derdi olduğunu kaydeden SP lideri şu ifadelerle devam etti:

 

"Milletimizin açlığa, yoksulluğa, adaletsiz gelir dağılımına, hayat pahalılığına mahkum edilmesine bir çare aramak ve bulmak mecburiyetindeyiz. Bugün asıl darbe milletimizin cebine, emeğine, aşına yapılarak mutfaklardaki tencereyi kaynamaz hale getirmiştir. Darbe sadece postallarla değil; vergilerle, zamlarla da yapılır."

 

 

"Geçim İttifakı" çağrısını yineledi

 

Açıklamarına "Demokrasiye el uzatan askeri vesayeti de insanımızın kazancına el uzatan takım elbiseli sivil vesayeti de kabul etmiyoruz" ifadeleriyle devam eden Karamollaoğlu, en değerli ittifakın gelir adaletsizliğine karşı yapılacak ittifak olacağını kaydetti.

 

"Geçim İttifakı" çağrısını yineleyen Karamollaoğlu şöyle devam etti:

 

"Bugün 104 emekli amiralin bildirisi için olağanüstü toplanılması düşünülüyorsa 84 milyon vatandaşımızın geçim derdi için de mutlaka bir araya gelinmelidir.

 

Ülkemizde en zengin %20'nin toplam gelirden aldığı pay %46,3, en yoksul %20'nin toplam gelirden aldığı pay %6,2’dir. Aradaki fark 7,5 kat. İnsanımızın kazancına, emeğine, hakkına ve tenceresine yapılan darbelerin de karşısında olan herkesi Geçim İttifakı’nda olağanüstü toplanmaya davet ediyoruz."

 

Bahçeli fiilen darbe çağrısı yapmıştı

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 20024 yılında görevi başındaki 313 generale "Gelişmeler endişe verici, iktidarı uyarın" ifadelerinin de yer aldığı bir mektup yazdığını hatırlatan Karamollaoğlu, "Fiilen darbe çağrısı yapmışlardı. Bugün aynı kişilerin bu bildiriye verdikleri tepki hepimizi düşündürmelidir" dedi.

 

SP lideri açıklamasını şöyle sürdürdü:

 

"Demokrasiyi rafa kaldıranların, TBMM’nin işlevselliğini yok edenlerin, fikir özgürlüğüne darbe vuranların, gazetecilerin, siyasilerin linç edildiği bir ortamın sorumlularının ve tek adam rejimini tesis edenlerin demokrasi diye bir derdi olduğuna inanamıyoruz. Demokrasi bu ülkede birileri için adeta 'acıkınca yenilebilen helvadan bir put' haline gelmiştir. İşlerine geldiğinde demokrasi, işlerine gelmediğinde ise baskı ve tahakküm anlayışı tezahür etmiştir."

 

"15 Temmuz gecesi de tankların karşısında olduk"

 

Milli Görüş Hareketi olarak 50 yıldır "haktan, adaletten, milli iradeden yana" olduklarını belirten Karamollaoğlu, "Darbelerden ve darbeci vesayetten milletimizle beraber en çok sıkıntıyı biz çektik. 15 Temmuz gecesi de tankların karşısında olduk, bundan sonra da böyle bir zihniyetin her daim karşısında olacağız" dedi.

 

Karamollaoğlu,"Türkiye’de gerek askeri gerekse sivil vesayetin ortadan kaldırılması ve çoğulcu yönetim anlayışı ile milli iradenin tam manası ile işlediği bir sistem için atılması mecburi olan bazı adımları sizlerle paylaşmak istiyorum" diyerek 5 madde sıraladı.

 

İşte o maddeler:

 

"1- Her şeyden önce Türkiye’de ciddi bir zihniyet değişimine ihtiyaç vardır bu değişim sağlandıktan sonra bir takım adımlar atılmaya başlanmalı, yeni anayasa gibi tartışmalar ancak zihniyet değişimi akabinde gündeme getirilmelidir. Yöneticilerin zihniyeti değişmeden demokrasiyi fikir, düşünce hürriyetini özümsemeden, anayasada yasalarda değişiklik yapmanın bir hükmü yoktur. Uymayacağın anayasa ve kanun hiçbir işe yaramaz.

 

2-Yapılacak hukuki, siyasi ve kurumsal düzenlemelerde, parti kaygısıyla değil ülke kaygısıyla hareket edilmelidir. Bütün yasal düzenlemelerde tek ölçüt milli iradenin güçlendirilmesi olmalıdır.

 

3- Ekonomisi güçlü olmayan bir ülkenin demokrasisinin güçlü olması mümkün değildir. Bu sebeple acilen tüketim ekonomisinden-üretim ekonomisine geçilmeli, adil gelir dağılımı sağlanmalıdır. Türkiye’nin 81 ilinde üretim ve kalkınma seferberliği başlatılmalıdır.

 

4-Dış politikada şahsiyetli bir tavır takınılmalı topyekûn yeni bir anlayış ve yaklaşım değişikliğine gidilmelidir. Komşularımızla ve İslam ülkeleri ile ilişkiler güvenlik başta olmak üzere dostluk ve işbirliği zemininde yeniden inşa edilmelidir. Bugün ki şartlarda bunun zor olduğunu görüyoruz, 18 yıldır ihmal edilen bu irtibatları hemen bugün bu iktidarın hayata geçirmesi kesinlikle mümkün gözükmemektedir.

 

5- Bu saydıklarımızın gerçekleşebilmesi için yorulmuş, yıpranmış artık geleceğe dair bir vizyonu ve hayali kalmamış bu iktidarın değişmesi gerekmektedir. Kıymetli arkadaşlar açıkça görülmektedir ki ülkemizin bu iktidarı taşıyacak takati kalmamıştır."

 

"Kisra'dan, 'Kayzer'den daha fazla yetkileri var ama mağdurlar"

 

Karamollaoğlu açıklamasını, "20 yıldır iktidardalar, ellerinde sultanlardan, krallardan, "Kisra"dan, "Kayzer"den daha fazla yetki var. İsteyip de yapmadıkları hiçbir şey yok ama ne hikmetse sürekli mağdurlar.çlık sınırının altında yaşayan 20 milyon vatandaşımızın, işsizlerin, esnafın, icralık olan insanlarımızın, atanamayan öğretmenlerin, KYK borcu olan gençlerin, EYT’lilerin mağduriyeti bir türlü görülmüyor" ifadeleriyle sonlandırdı.