İYİ Parti’li Ayfer Yılmaz: Metal yorgunluğu diye onca insanı görevden aldı ama en büyük metal yorgunluğu Sayın Cumhurbaşkanında

17 Nisan 2018 Salı 11:42
İYİ Parti’li Ayfer Yılmaz: Metal yorgunluğu diye onca insanı görevden aldı ama en büyük metal yorgunluğu Sayın Cumhurbaşkanında
Son dönemde AKP'li belediye başkanı ve siyasetçi birçok isim, 'metal yorgunluğu' yaşadığı gerekçesiyle görevinden uzaklaştırıldı veya uzaklaşmaya zorlandı.

Gerekçesi de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın bu isimlerin 'metal yorgunluğu' yaşadığını iddia ettiği düşüncesiydi. 

 

Ancak, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği günden beri Türkiye siyasetinin önemli figürlerinden biri olan Erdoğan'a da benzer bir 'metal yorgunluk' yaşadığı yakıştırması yapılıyor.

 

İYİ Parti’nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Yılmaz, hem uzun siyasi geçmişi hem de hemen her gün bir programa katılıp konuşma yapan Erdoğan'ın son derece yorgun olduğunu düşünüyor.

 

Gazeteduvar'dan Özel Akarsu Çelik'e konuşan Yılmaz, en sıcak konu olan ekonomi ile ilgili konuda Mehmet Şimşek'in bakan kimliğini bir kenara bırakarak uzman yanıyla tespitler yapmasını doğru buluyor.

 

Ekonomideki sorunların çözümü için tek kişiden beklenti içine girmenin yanlış olduğuna değinen Yılmaz, koordinasyonlu bir çalışma gerektiğine değiniyor. "Riskleri çok iyi anlamak lazım. Bütün kötülükler dışarıdan geliyor gibi bir karşıtlık yaratmak yerine iyi çalışmanız ev ödevinizi iyi yapmanız lazım" diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

 

"Metal yorgunluğu diye onca insanı görevden aldı ama en büyük metal yorgunluğu Sayın Cumhurbaşkanında. Bir günde o kadar çok televizyona çıkıp her yerde o kadar konuşuyor ki, kendisini son derece yorgun hissediyordur. Günlük programına bakın. Bir gücün sürekli kullanımı var, her şeyle ilgilenmek var, paket açıklamak, Külliye’de program yapmak… Ama bir de ısınan ekonomi var. Bunu da dış düşmanlara bağladılar. Eminim onlar da yatıp kalkıp bugün Türkiye’ye ne yapsak diye düşünüyorlardır(!)"

 

AKP'nin 2007 yılına kadar uyguladığı ekonomi politikasının aslında kendi politikası olmadığını, Kemal Derviş politikası olduğunu savunan Yılmaz, para ve maliye politikalarının uyumsuz olduğunu belirtiyor ve ekliyor:

 

"Hükümetin para politikalarıyla sıkışıyoruz. Faiz her kötülüğün anasıdır şeklinde bir anlayışla devam ediyoruz. Maliye politikasında ise vergi affı, vergi indirimi, teşvikler, harcamalar, ihaleler, “Geçtin öde, geçmedin yine öde, olmadı, müteahhidin borucunu öde” formülüyle gidilen vatandaşa hiçbir faydası olmayacak mega projeler var. Bütçe birliği bozuldu. Bütçenin içinde Varlık Fonu’nu düşünün diğer yandan bu verdiğiniz garantilerden ne kadarının döneceğini bilmediğiniz bir bütçelendirme şeffaf görebilme imkânını ortadan kaldırdı."

 

Ülkede gelir eşitsizliğinin giderek arttığına işaret eden Yılmaz, dünya çapında yapılan gelir ve servet dağılımı eşitsizliği araştırmasına göre 2002 yılında Türkiye  nüfusunun yüzde 1’i Türkiye’deki bütün servetin yüzde 39’una sahipken. 2014 yılında ise yine nüfusun yüzde 1’i toplam servetin yüzde 54’üne sahip olduğuna dikkat çekiyor.

 

Kalan nüfusun elindeki imkânın daha da daraltıldığı bir ülkede yaşandığını vurgulayan Yılmaz, eğitimde fırsat eşitliğinin ortadan kalktığını savunuyor. 

 

AKP'nin bir ekonomi politikası olmadığını dile getiren Yılmaz, eleştirilerini şöyle sıralıyor:

 

"Şu anda bir ekonomi politikası var mı? Bir tek Merkez Bankası’na bağlamış, faiz düşmezse ekonomi düzelmez deniyor. Faiz sonuçtur. Şu anda geldiğimiz noktada kur artıyor, faiz artıyor, cari açık artıyor, iç tüketimle büyüyoruz. Yatırım ise daha çok inşaat kaynaklı. Sanıyorum tek parti iktidarı ama bakanlıklar koalisyonu. Her bakanlık kendi işini kendi teşvikini çıkarıyor. Günün sonunda inşallah buluşup biz ne yapıyoruz diye soruyorlardır Maliye Bakanı’na."