Anayasa Mahkemesi: 'FETÖ' tutuklusuna kardeşinin cenazesine gitmesine izin verilmemesi hak ihlalidir

11 Temmuz 2019 Perşembe 20:54
Anayasa Mahkemesi: 'FETÖ' tutuklusuna kardeşinin cenazesine gitmesine izin verilmemesi hak ihlalidir
Anayasa Mahkemesi (AYM) 'Gülen Cemaati' üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklu yargılanan kişinin, kardeşinin cenaze törenine katılmasına izin verilmemesinin hak ihlali olduğuna hükmetti.

Abuzer Uzun, Ceyhan Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktayken 'Gülen Cemaati'ne üye olmak iddiasından hakkında açılan ceza soruşturması kapsamında 20 Temmuz 2016’da tutuklandı.

 

Uzun’un polis memuru olan kardeşi 19 Ağustos’ta uğradığı bıçaklı saldırı sonucunda hayatını kaybetti. Abuzer Uzun haberi alır almaz masrafları kendi karşılamak üzere cenazeye katılmak için izin istedi. Ceza İnfaz Kurumu bu kişinin tehlikeli tutuklu statüsünde bulunmadığını savcılığa bildirdi. İlçe Emniyet Müdürlüğü de tutuklunun cezaneye katılmasında güvenlik açısından bir sakınca olmadığını bildirdi.

 

Ancak Ceyhan İlçe Jandarma Komutanlığı ise başvurucunun 'Gülen Cemaati'ne üye olma iddiasından tutuklu bulunması ve hapishanedeki jandarma karakolunda görevli personel sayısının yetersiz olmasından dolayı cenaze merasimi esnasında güvenlik zafiyeti oluşacağını savundu.

 

Savcılık da “başvurucunun FETÖ/PDY’ye üye olma suçundan tutuklu olması, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan süreç gözetilerek” tutuklunun başvurusunu reddetti. Abuzer Uzun aynı gün bu karara iki kez itiraz etmesine rağmen sonuç değişmedi. Uzun, bunun üzerine AYM’ye başvururken 21 Aralık 2016’da tahliye oldu. 20 Haziran 2018’de ise hakkında yeterli şüphe bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

 

Başvuruyu değerlendiren AYM, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi. İhlale uğrayan Uzun’a 10 bin TL tazminat ödenecek. AYM gerekçesinde “Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup onları büyük ölçüde kısıtlayan veya tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gerekleriyle de bağdaştığı kabul edilemez.” denildi.