Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak davası: Karar duruşmaları Silivri'ye taşındı

13 Şubat 2018 Salı 09:12
Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak davası: Karar duruşmaları Silivri'ye taşındı
16 Şubat'a dek sürecek duruşmada mahkemenin hükmünü açıklaması bekleniyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişimi sonrası tutuklanan gazeteci - yazar Ahmet Altan, akademisyen kardeşi Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı davanın beşinci duruşmasının ikinci oturumu, bugün (13 Şubat 2018) Silivri'de yapılacak. Oturum, saat 09:30'da başlayacak.

 

16 Şubat'a dek sürecek duruşmanın ilk oturumunda Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu'nun Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında verdiği "tahliye" kararının okunarak kayda geçirilmesini talep eden avukatlar Ergin Cinmen ve Sevgi Taş salondan atılmıştı. Mahkeme Başkanı, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmanın sonraki oturumlarının Silivri'de görülmesine hükmetmişti.

 

İşte dakika dakika yaşananlar

 

17:41 - Duruşmanın ikinci oturumu sona erdi.

 

17:20 - Mahkeme Başkanı: Fethullah Gülen terörist başı olarak ABD’de. Türkiye’ye iadesi istendi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
 

Nazlı Ilıcak: Ben Fethullah Gülen'in Amerika tarafından Türkiye’ye iade edilmesi gerektiğine inanan bir insanım. Ben terör örgütü gibi görüyorum Amerika’nın iade etmemesini kınıyorum, keşke keşke...

 

17:13 Nazlı Ilıcak: Koza İpek'ten 15 ayrı işlemde aldığım para benim 15 aylık maaşımdır.

 

16:55 - Nazlı Ilıcak: 21 Temmuz'da Yunan adalarına gidecektik. Darbe olunca biletimi ve otel rezervasyonumu iptal ettim.

 

16:45 - Nazlı Ilıcak, darbe girişimine karşı yaptığı sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımları okudu. 

 

16:34 - Nazlı Ilıcak: Bir teşhis hatam olabilir ama darbe, benim bu teşhis hatamın sonucu değildir.

 

16:20 - Nazlı Ilıcak: Balyoz ve Ergenekon davalarıyla ilgili iddianameye giren tweetlerine dair açıklama yapıyor: Her şey bir kumpastan ibaret değil. Davaların sulandırılması, adil yargılama yapılmaması başka, her şeyi bir kumpastan ibaret gibi gösterme çabaları başka.

 

16:05 - Nazlı Ilıcak: Zekeriya Öz o dönemde terör örgütü üyesi değil. Terör örgütü üyeliği ile suçlansa, elini kolunu sallayarak serbestçe dolaşabilir miydi? Aynı dönemde BBC de Zekeriya Öz ile röportaj yaptı, BBC de mi onu aklamaya çalıştı?

 

16:00 - Nazlı Ilıcak: Ahmet Altan programda EMASYA protokolünün tehlikelerine dikkat çekti, ben de bunu normal karşıladım. "İşler kötü gidiyor, darbe yapılmalı" demedi ki!

 

15:55 - Nazlı Ilıcak: Sadece, programın tanıtımı amacıyla attığım “Ahmet Altan’ı dinliyorum gözlerim kapalı” tweeti, darbenin somut delili olarak sunuluyor.

 

15:52 - Nazlı Ilıcak: Esas hakkındaki mütalaada Can Erzincan’daki programda benim sarf ettiğim hiçbir cümleye atıfta bulunulmuyor.

 

15:50 - Nazlı Ilıcak: Ben bir Cumhuriyet kadınıyım ve laik Cumhuriyet'in imkânlarından yararlanarak bugünkü konumuma geldim.

 

15:48 - Nazlı Ilıcak: Ben hiçbir zaman Cumhuriyet rejimini, “100 yıllık parantez” ya da “reklam arası” gibi de görmedim.

 

15:46 - Nazlı Ilıcak: Ben eğer, tarihçi Kadir Mısırlıoğlu olsaydım, bana yönelik anayasal rejimi değiştirme iddiasında bir haklılık payı bulunabilirdi.

 

15:45 - Nazlı Ilıcak: “Demokrasiye geçtikten sonra bizim İslâmi varlığımızı küp gibi devirdiler” diyen ben değilim.

 

15:43 Nazlı Ilıcak: Savcı Özgür Bugün gazetesinde çalıştığımı iddia ediyor. Oysa ben kayyum tarafından Bugün'den çıkarılan çalışanların çıkardığı Özgür Düşünce gazetesinde çalıştım.

 

15:41 - Alaattin Kaya’nın bizimle Fethullah Gülen arasında bağlantıyı sağladığı iddia ediliyor. Ama benim Kaya ile HTS kaydım yok.

 

15:40 - Duruşmaya Nazlı Ilıcak'ın savunmasıyla devam ediliyor; Mahkeme Başkanı, Ilıcak'ın duruşmanın kalan günlerine SEGBİS'le bağlanma talebini kabul etti.

 

15:00 - Duruşmaya, 15:30'e kadar ara verildi. 

 

14:56 - Savunmasını tamamlayan Mehmet Altan'a üye hâkimlerden biri Fethullah Gülen'le görüşüp görüşmediğini sordu. Altan, "Aralarında Ardan Zentürk ve Mahmut Övür'ün de bulunduğu 10 kişilik bir grupla görüştük" yanıtını verdi. 

 

14:55 - Mehmet Altan: Böyle bir durumda, herkes kendi kendine "yargıladığım gibi yargılanmak ister miyim?" diye sormalı.

 

14:50 - Mehmet Altan: Anlattığım gerçekler ve AYM kararı ortada iken, ceza içeren bir karar söz konusu olursa "adalet mülkün temeli" olmaktan tamamıyla çıkmış olacaktır.

 

14:47 - Mehmet Altan: Düşüncelerim ve duruşum aynı ama hapishanedeyim, neden? Çünkü siyasal iktidar son gelişmenin de gösterdiği gibi meşruiyetten ayrıldı.

 

14:45 - Mehmet Altan: Darbeyi nasıl biliyoruz; bunun hiçbir kanıtı yok, ispatı yok. Ama TCK 309 iddiası bu keyfe keder iddiaya dayanıyor.

 

14:40 - Mehmet Altan: "Cebir" var mı, "şiddet" var mı? Nasıl oluyor da TCK 309’dan yargılanıyorum?

 

14:30 - Mehmet Altan: Hukuk söz konusu olsa, bunların hiç birini yaşamayacaktım. Hukuk yok edildiği için ben buradayım.

 

14:20 - Mehmet Altan: Düşünce unsurlarına zulmetmek, bunları terörist ve darbeci olarak sunmak, kimseye hayrı dokunmayacak, utanç verici çabalardır.

 

14:15 - Mahkeme Başkanı: Darbelerin Ekonomisi' diye kitap yazdınız, buna rağmen neden 15 Temmuz darbesini kestiremediniz?
 

Mehmet Altan: Ben siyasetçi değilim, profesörüm. O kitap darbelerin ekonomiyle ilişkisini teorik olarak inceleyen bir kitap.

 

14:05 - Mehmet Altan: 65 yaşındayım. Kendimi bildim bileli aynı şeyleri söylüyorum. Bu sefer nasıl olduysa darbeci oldum.

 

13:59  - Mehmet Altan:  Savcıya göre örgüt üyesi değilim, ama "din devleti" kurmak isteyen bir terör örgütü ile "fikir ve eylem birliği" içindeyim. Nasıl oluyor?

 

13:58 - Mehmet Altan: Bir de “terör örgütü ile fikir ve eylem birliği içerisinde olmadan bilmeleri" lafı var, ama gene delil yok.

 

13:57 - Mehmet Altan: Savcı programdaki sözlerimize dayanarak darbe girişimini bildiğimizi söylüyor. Nereden çıktı, ispatı nerede, o da yok. Savcı öyle söylüyor ya, yeter.

 

13:56 - Mehmet Altan: Savcı, daha doğru dürüst aktaramadığı bir cümleyle benim "askeri darbe ortamının var olduğunu ifade ettiğimi" söyleyebiliyor.

 

13:54 - Mehmet Altan: Aslında bunlar gülüp geçilecek tutarsızlık örnekleri. Ama sizi ağır cezalara çarptırmak isteyen savcılardan gelince ciddiye alıp savunma yapmak durumunda kalıyorsunuz.13:52 - Mehmet Altan: Savcıya göre, o günlerin en güncel konusu olan Balyoz davası konusunda fikir beyan etmek, "örgüt ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda" kamuoyu oluşturmaya çalışmak anlamına geliyor.

 

13:51 - Mehmet Altan: Esas hakkındaki mütalaada "delil" diye ortaya sürülenlerden biri de 8 yıl önce yazdığım Balyoz yazısıdır.

 

13:50 - Mehmet Altan: AYM benimle ilgili ihlal kararı verirken, bireysel başvurularda bütün diğer anayasa mahkemelerinin yaptığı gibi, ortaya "delil" diye sürülen iddiaları da teker teker incelemiştir.

 

13:47 - Duruşma yeniden başladı. 

 

12:08 - Duruşmaya saat 13:30'e kadar ara verildi. 

 

12:00 - Mahkeme Başkanı, Mehmet Altan'ı "müebbet" yerine "idam" kelimesini kullanmaması için uyardı: Ajitasyona gerek yok. Biliyorsunuz kanunda idam cezası yok.

 

11:40 - Mehmet Altan: Bu dava yarın bir gün kimsenin hesabını veremeyeceği korkunç bir suç üretme aldırmazlığının tüm belgelerini içeriyor.

 

11:35 - Mehmet Altan: AYM doğal olarak savunmalarımı dikkate alıyor. 18 aydır beni zorla tutan mahkeme ve idam olsa idam isteyecek savcı değerlendirmiyor.

 

11:30 - Mehmet Altan evinde bulunan 1 dolar hakkında konuşuyor: Ben örgüt üyesi olmadığıma göre, F serisi 1 doları savcı neden iddianameye koyar, anlaşılır gibi değil.

 

11:25 - Mehmet Altan: Mağdur edilmemin en tatsız tarafı suç olmayan, yersiz, anlamsız suçlamalara cevap vermek, bunlara karşı savunma yapmak durumunda kalmak

 

11:20 - Mehmet Altan savunmasına başlar başlamaz mahkeme başkanınca uyarıldı: Esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarla devam etmezseniz mikrofonunuzu kapatacağım

 

11:00 - Mahkeme Başkanı, Ahmet Altan'ı bir kez daha uyardı: "Savunmanızı esas hakkında mütalaaya karşı beyan olarak sınırlamazsanız savunma hakkınızı kötüye kullandığınızı kabul edeceğim

 

10:56 - Ahmet Altan: Savcı orada oturuyor, göstersin "darbenin olacağını beyan ettiğim" cümleyi. Gösteremez.

 

10:55 - Ahmet Altan: Türkiye'de ifade özgürlüğü olmadığını söylemişim. Aman Allah'ım, ne korkunç bir darbecilik!

 

10:50 - Mahkeme Başkanı, savunmasında iktidarı eleştiren Ahmet Altan'ı uyardı: Bu şekilde devam ederseniz mikrofonu kapatacağım.

 

10:43 - Ahmet Altan: Ben nasıl bir güce sahipsem subayları tasfiye ediyorum, yerine örgüt mensuplarını atıyorum, kritik pozisyonlara örgüt mensuplarını getiriyorum. Bunların hepsini ben yapıyorum. Sanki yazar değil, TSK Personel Dairesi Başkanıyım!

 

10:40 - Ahmet Altan: Siyasi iktidar artık generallerden değil, yazarlardan korkuyor.

 

10:34 - Ahmet Altan: Benim de aralarında bulunduğum bu “elit” suçlular artık nasıl bir manyaklarsa nerede silah görseler oraya koşuyorlar.

 

10:33 - Ahmet Altan: Bizim darbeyle hiçbir ilgimiz olmadığını yıllarca bizi izlemiş olan istihbarat teşkilatı da, polis de, bu iddianameleri yazan savcılar da biliyorlar.

 

10:33 - Ahmet Altan: Hiçbir iktidar korku ve şiddetle uzun süre ayakta kalamaz. Talleyrand’ın dediği gibi “süngüyle her şeyi yapabilirsiniz ama üstüne oturamazsınız

 

10:32 - Ahmet Altan: Bir adamın “mutlak iktidara” sahip olduğu her toplum eninde sonunda çöker.

 

10:30 - Ahmet Altan: Bugün Türkiye’de Mezarlıklar Müdürlüğü dışında düzgün çalışan tek bir müessese bile kalmadı. Çökmeyen hiçbir şey kalmadı.

 

10:27 - Ahmet Altan: Bir yargı vurulduysa mutlaka ihanete uğramıştır. Hiçbir gerçek savcı, hiçbir gerçek yargıç, hiçbir gerçek hukukçu bu ihanete alet olmaz.

 

10:25 - Ahmet Altan: Hukuk, yargı, adalet üçgeninde vurulabilecek, yaralanabilecek, ölebilecek tek zayıf halka yargıdır. Bu yüzden her zorbanın ilk hedefi yargı olur.

 

10:20 - Ahmet Altan: Ölen ya da ölmekte olan bir yargı öyle korkunç kokar ki cehennem bile o kadar kötü kokmaz

 

10:17 - Ahmet Altan: Benim cinayeti ortaya çıkaracak, katillerin kimliklerini belirleyecek, kullanılan kanlı ve kalleş silahları sergileyecek, olanları dünyaya anlatacak ve işlenen suçları kayda geçirecek bir gücüm var.

 

10:16  - Ahmet Altan: Ben bugün buraya yargılanmaya değil yargılamaya geldim. Binlerce masum insanı hapse atmak için yargıyı soğukkanlılıkla öldürenlerin işledikleri cinayetleri yargılayacağım.

 

10:15 - Oturum başladı, söz sırası Ahmet Altan'da.

 

AYM'nin kararına uyulmamıştı

 

Başından itibaren uluslararası örgütlerin ilgi gösterdiği dava, son olarak Anayasa Mahkemesi’nin 11 Ocak tarihli kararında Mehmet Altan’ın tutukluluğunun hak ihlâline yol açtığı yönündeki tespiti ve bu kararın 26 ve 27. Ağır Ceza Mehkemeleri’nce uygulanmaması ile ülke ve dünya gündeminde öne çıkmıştı.

 

Duruşma öncesi P24'e konuşan Ahmet ve Mehmet Altan’ın avukatları Ergin Cinmen, Figen Albuga Çalıkuşu, Ferat Çağıl ve Melike Polat, bu davada düşüncenin yargılanmakta olduğunun altını çizerek, “dosya kapsamındaki ifade, düşünce, basın özgürlüklerinin ihlâli niteliğindeki hukuksal yanılgıya son verilmesi” beklentisini dile getirdiler.

 

Ne olmuştu? 

 

17  sanıklı olarak başlayan davanın ilk duruşması 19-23 Haziran 2017 tarihinde görülmüş, Altan kardeşler ve Ilıcak’ın yanı sıra diğer tutuklu sanıklar Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül ile tutuksuz sanık Tibet Sanlıman duruşmada savunmalarını yapmışlardı.

 

Beş günlük duruşmanın sonunda mahkeme tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar vermiş, kararda “mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller bulunması ve adlî kontrol hükümlerinin yetersiz kalması” gerekçe gösterilmişti.

 

Altanlar’ın gözaltı gerekçesi 14 Temmuz 2016 gecesi, sonradan kapatılan Can Erzincan TV’de Nazlı Ilıcak’la beraber katıldıkları bir televizyon programında darbe girişimiyle ilgili “sübliminal mesaj” vermek olarak açıklanmış, ancak yaygın uluslararası tepki sonrasında bu suçlama soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şekil değiştirerek, “darbeyi çağrıştırıcı söylemlerde bulunmak” şeklini almıştı.

 

Davaya bakan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın 19 Eylül 2017 tarihinde görülen ikinci duruşmasında, haklarında yakalama kararı çıkarılan firari sanıklar Ekrem Dumanlı, Osman Özsoy, Emre Uslu, Tuncay Opçin, Abdulkerim Balcı, Bülent Keneş, Faruk Kardıç, Mehmet Kamış, Şemsettin Efe ve Ali Çolak'ın henüz yakalanamamış olmaları nedeniyle bu sanıkların dosyasının ayrılmasına karar vermiş, böylelikle davada toplam yedi sanık kalmıştı. 

 

Üç müebbetten tek müebbete 

 

Davanın 11 Aralık 2017’de görülen duruşmasında esas hakkında mütalaasını sunan savcı, tutuklu yargılanmakta olan Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Fevzi Yazıcı'nın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunu düzenleyen 309/1. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmasını, tutuksuz yargılanan Tibet Murat Sanlıman’ın ise “'örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan hapisle cezalandırılmasını talep etti.

 

Bundan bir sene öncesinde, Altan kardeşlerin avukatları 8 Kasım 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne Ahmet ve Mehmet Altan için ayrı ayrı başvurmuş, mahkemeden bir cevap gelmeyince 12 Ocak 2017 tarihinde benzer başvurular Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılmıştı.

 

11 Ocak 2018’de Anayasa Mahkemesi, Mehmet Altan ve “Zaman gazetesi” davasında tutuklu olarak yargılanan köşe yazarı Şahin Alpay için yapılmış olan bireysel başvuruları görüşerek, Altan ve Alpay’ın tutukluluk hallerinin hak ihlâli teşkil ettiğini karara bağladı.

 

Ancak yargılamayı yapan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, önce AYM’nin gerekçeli kararının Resmî Gazete’de yayımlanmamış olmasını, ardından ise Anayasa Mahkemesi’nin “yetki gaspı” yaptığını öne sürerek, AYM kararı uyarınca yapılan tahliye taleplerini reddetti. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlâli kararlarının emsâl teşkil etmesi nedeniyle Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın avukatlarınca yapılan tahliye talepleri de oy birliğiyle reddedildi.

 

İstanbul 27. Ağır Ceza mahkemesinin de itirazları reddetmesi üzerine, Mehmet Altan’ın avukatları 30 Ocak günü Anayasa Mahkemesi’ne “âdil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlâl edildiği” ve “tutuklamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesi kapsamında siyasi olduğu” gerekçeleriyle yeni bir bireysel başvuruda bulundular. AYM 2 Şubat günü, bu yeni başvuruya öncelik vermeyi kararlaştırdığını duyurdu.

 

Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan bireysel başvurular ise mahkemece henüz karara bağlanmadı. Ancak bu başvurularla ilgili olarak Strasbourg’daki mahkememin yürüttüğü evrak toplama ve yazışma süreci tamamlandı.

 

“Vahim hukuksal yanılgıya son verilsin”

 

Anayasa Mahkemesi’nin 11 Ocak tarihli kararında “Mehmet Altan’ın eylemlerinin iki yazı ile bir televizyon programında yaptığı konuşmadan ibaret” olduğunu saptadığını, tüm aşamalarını UYAP üzerinden incelediği dava dosyasında “somut olayda suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin yeterince ortaya konulamadığını,” “yazılar ve konuşmalar dışında somut olgu ortaya konulmadan başvurucunun tutuklanmış olmasının ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceğini” hükme bağladığını hatırlatan Ahmet ve Mehmet Altan’ın avukatları, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin “15 Temmuz darbeye teşebbüs suçu”na dair kararlarında darbe suçunun unsurlarının “cebir ve şiddet” olduğunun, ve manevi cebrin Türkiye’deki yasal düzenlemede olmadığının da altını çizdiler. Avukatlar, “Aksinin bizi Yassıada Mahkemelerine götüreceği kabul edilmektedir,” dediler.

 

Ergin Cinmen, Figen Albuga Çalıkuşu, Ferat Çağıl ve Melike Polat ortak açıklamalarında şunları vurguladılar:

 

“Siyasi iktidarın bu günlerde Avrupa Birliği’nin vizesiz dolaşım kriterlerinden geriye kalan kısmında düzenlemeye gittiğini, ifade ve düşünceyi korumaya alma gayreti ile Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılması muhtemel değişiklik önerilerini AB’ye ilettiğini görüyoruz.

 

Bizim davamızda da düşünce yargılanmaktadır – ki Anayasa Mahkemesi verdiği kararı da bu saptamayı yapmıştır. Bu gelişmeyi birlikte değerlendirdiğimizde, bomboş olan dosya kapsamında, ifade, düşünce ve basın özgürlüklerinin ihlâli niteliğindeki ağır, vahim hukuksal yanılgıya son verilmesini bekliyoruz. 

 

Hukuka olan inancımız gereği adalet arama çabamız ile savunmamızı yapacağız.’