31 Mart seçiminde haklarında 'Gülen Cemaati' soruşturması açılan sandık görevlileri: Algı yaratılmaya çalışıldı artık sona ermeli

16 Eylül 2019 Pazartesi 11:24
31 Mart seçiminde haklarında 'Gülen Cemaati' soruşturması açılan sandık görevlileri: Algı yaratılmaya çalışıldı artık sona ermeli
31 Mart seçiminde 43 sandık görevlisinin 'Gülen Cemaati' ile ilişkili olduğu iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada şüphelilerin ifadesi alınırken, başka bir işlemin yapılmadığı ortaya çıktı.

Haklarında soruşturma açılan Gülsen Birgit, “Hakkımızda FETÖ soruşturması açtılar, ama savcı seçim gününü ve sandık başında olanları sordu” dedi. Çiğdem Ülker ise “Yıllardır CHP’nin gönüllü çalışanıyım ve birçok kez sandık başında görev aldım. Ben çok iyi biliyorum ki 43 kişi hakkında başlatılan bu soruşturma, sandıkta oyun var algısı yaratmak içindi. İstanbul’u kaybettikleri için böyle bir oyuna başvurdular. Olması gereken bu davanın düşmesi” diye konuştu.

 

Cumhuriyet'ten Leyla Kılıç'ın haberine göre 31 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun seçimleri 13 bin oy farkla kazanmasıyla AKP’nin itirazları sonrasında iptal edilen seçimlerde, sandık kurullarında 'Gülen Cemaati' ile ilişkili kişilerin bulunduğu iddiasıyla 43 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. Aradan geçen 5.5 aylık sürede ne bir iddianame ne de bir dava açılırken, söz konusu şüphelilerin sadece ifadesinin alındığı belirlendi. Kadıköy’de 50. Yıl Cumhuriyet Feridun Tümer Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde asil üye olarak görev alan gazeteci Orhan Birgit’in eşi Gülsen Birgit, hakkında 'Gülen Cemaati' iddiasıyla açılan soruşturma kapsamında ifade verdiğini belirterek “Savcı sadece seçim gününü sordu. Ben de o gün olanları anlattım. İfade verdikten sonra değerlendirme yapacaklarını söylediler, ama bizi suçladıkları FETÖ ile ilgili tek bir soru sormadılar. Sonrasında da hiçbir hukuki adım atılmadı” dedi.

 

Haklarındaki soruşturmanın kapatılması gerektiğini söyleyen Birgit, “Yönetim sistemimizde hiçbir olay bana normal gelmiyor artık. Soruşturmanın düşmesi gerekiyor. Ama ileride kullanmak için dosyamızı ellerinin altında tutuyor olabilirler. Ölümü tatmayan olduğu gibi adliyeye gitmeyen de kalmayacak herhalde. Sandık başında oylarımıza sahip çıkmak için görev alıyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz bu görevi yaptığınız için hakkınızda FETÖ’den soruşturma açılmış” diye konuştu.

 

"Algı yaratmak için"

 

Ataşehir Necatibey İlköğretim Okulu’nda asil üye olarak sandık başında çalışan Çiğdem Ülker ise yıllardır CHP’nin gönüllü çalışanı olduğunu ve CHP adına birçok kez sandık başında görev aldığını belirterek “31 Mart’tan sonra ifadeye çağrıldım. Burada sandığınızdan oylar çalınmış denildi. Yıllardır görev alan birisi olarak ilk kez böyle bir durumla karşı karşıya kaldım. Oyların çalınmasına ayrı, FETÖ’den suçlanmamıza ayrı şaşırdım. Ben o gün oy verme işlemleri tamamlandıktan sonra il seçim kuruluna belgeleri getirmek için sandık kurul başkanına vekâlet ettim. Bizleri içeri almadılar. Nasıl oy çalabilirim ki? Sandık kurul başkanı hakkında bile soruşturma açılmazken benim hakkımda böyle bir suçlama olması düşündürücü” ifadelerini kullandı. AKP-MHP ittifakının, İstanbul’u kaybetmesi üzerine böyle bir yola başvurulduğunu ve “sandıkta FETÖ oyunu var” algısı yaratılmak istendiğini anlatan Ülker, “Ben çok iyi biliyorum ki 43 kişi hakkında başlatılan bu soruşturma ‘sandıkta oyun var’ algısı yaratmak içindi. İstanbul’u kaybettikleri için böyle bir oyuna başvurdular. Bizim bir suçumuz yok. İfadeye çağrıldık, soruşturma başlatıldığı söylendi. Ama devamında bir adım atılmadı. Olması gereken bu davanın düşmesi” dedi.

 

"Kaymakamlık’a bakın"

 

CHP İstanbul İl Hukuk Komisyonu Başkanı Doğuşcan Aydın Aygün de, “Bu soruşturmalar o dönem için propaganda amaçlı ve seçim iptalini meşru göstermek için kullanılmıştı. Şu an soruşturma devam ediyor. Ancak savcılık makamı bu aşamada toplanacak başkaca bir delil olmaması nedeni ile ya iddianame hazırlayarak dava açmalı ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar vermeli. İstanbul’un kaybedilmesi nedeniyle böyle bir konuda soruşturma başlatarak algı yaratılmaya çalışıldı” ifadelerini kullandı. Aygün, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde kaymakamlığın farklı sayıda memur bildirdiğini belirterek “Usulsüzlük varsa 31 Mart ve 23 Haziran’da farklı sayıda memur bildiren kaymakamlık işlemlerine bakılmalı ve bunlar araştırılmalı” dedi.