Aile ve Sosyal Araştırmalar Platformu'ndan İstanbul Sözleşmesi'ne destek

7 Ağustos 2020 Cuma 16:54
Aile ve Sosyal Araştırmalar Platformu'ndan İstanbul Sözleşmesi'ne destek
Aile ve Sosyal Araştırmalar Platformu (ASAP) İstanbul Sözleşmesi’ne destek çıktı.

Emel Topçu, Ayşe Böhürler, Ayla Kerimoğlu ve ASAP’ın hazırladığı metinde İstanbul Sözleşmesi’nin ne olduğu, neden tartışma yarattığı ve amaçları anlatılıyor.

 

ASAP metni duyurduğu Twitter mesajında şu ifadelere yer verdi:

 

“Sözleşme ne bütün kötülüklerin anasıdır, ne de tek başına şiddet sorununu çözebilecek kabiliyettedir. Ancak kadınlara yönelik şiddetle mücadelede önemli bir adım, bir ‘dur’ çağsıdır, bir kararlılık göstergesidir. Bugüne kadar öldürülmüş binlerce kadına bir vefa, şiddet gören kadınlara uluslararası hukuk açısından bir teminattır. Her metin gibi mükemmel değildir. Ancak daha iyisi olana kadar bu sözleşmeye sahip çıkılması gerekir”

 

'Müslümanların ailesini bozma iddiası asılsızdır'

 

İstanbul Sözleşmesi’ne destek çıkılan açıklamada yer alan bazı ifadeler de şöyle:

 

“(...) Sözleşmenin Müslümanların aile yapısını bozmak üzere tasarlandığı asılsız bir iddiadır (...) İçlerinde halkı Müslüman olan tek ülke Türkiye’dir. Bunun dışında bir de Bosna Hersek sözleşmeyi imzalamıştır.

 

“(Toplumsal cinsiyet kavramını) bağlamından kopararak cinsiyetsizlik veya üçüncü cinsiyete yol açma potansiyelli bir kurguya yerleştirmek, zorlamadır. Bu konuda yapılan yorumların sözleşmeyle ilişkisi yoktur. Burada, kadın ve erkek rolleri tanımlanırken çeşitli kültürlerin farklı uygulamaları da göz önüne alınmıştır. Bazı Müslüman ülkelerde kültürel olarak kadın aile reisi kabul edilirken, bazılarında erkek ya da karı-koca eşit derecede karar alma işlevine sahiptir. Bu uygulamalar toplumsal cinsiyet rollerinin kültüre yansımalarıdır.

 

'Cinsel yönelim' tartışmaları

 

“’Cinsel yönelim’ kullanımı, ifade okunduğunda da anlaşılacağı üzere, temel haklar, eşitlik ve ayrımcılığa geçit ermeyen bir bakışın yansımasıdır.

 

“Cinsel yönelim kavramı felsefi ve inanç olarak tartışmaya açık bir kavram olabilir. Ancak sözleşmede mağdurun bu kapsamda şiddete uğraması durumunda devlet tarafınsan korunmaya alınacağı şeklinde yer almaktadır. Sözleşmenin bunun dışında bir amacının olmadığını, İstanbul Sözleşmesi Genel Sekreteri açıklamış ve Sözleşme’nin LGBT bireylere hukuki statü verilmesi ya da hukuki olarak tanınmasını içeren hiçbir maddesinin bulunmadığını net bir şekilde ifade etmiştir.”

 

Metinde sonuç ve öneriler kısmında da “Bir kişinin dahi ayağına değecek taşı kaldırmayı düstur edinmiş bir dinin mensupları olarak, kime olursa olsun her türlü şiddetin karşısındayız. Doğrunun ve hakikatin bir Müslümanın yitik malı olduğuna inanarak kötülüğü önleyici her türlü tedbirin yanında olmayı hem dini hem de insani bir vazife kabul ediyoruz” deniyor.