Kaşıkla verilip, kepçeyle mi alınıyor?

17 Ocak 2016 Pazar 17:32
Kaşıkla verilip, kepçeyle mi alınıyor?
Asgari ücrete ve emekli maaşına yapılan zammın ardından Türkiye yeni yıla bu kez vatandaşın hoşlanmayacağı farklı zamlarla girdi.

BAHAR KILIÇGEDİK | ÖZEL -  Vatandaş maaş zammına sevinirken elektik, sigara, cep telefonu, vergi zamları, ekmek fiyatına gelen artış karşısında “Kaşıkla verilip, kepçeyle mi alınıyor” endişesi yaşadı.

 

Özellikle doların artışı ve sürekli 3 TL’nin üzerinde seyri, yatırımların durma noktasına gelmesi, başta konut satışları olmak üzere tüketimin azalması, piyasadaki nakit akışı sıkıntısı ve ard arda gelen zamlar yatırımcıları da tedirgin etti. Ayrıca zamların çok tüketilen ürünler ve temel ihtiyaçlara yönelik olması da ayrı bir tartışma konusu oldu.

 

Zamların yapılış şekline gelince bir çok ekonomiste göre hükümet tamamen pragmatist davranıyor. Ekonomi yorumcusu Cüneyt Akman’a göre yapılan zamlarda bir ince ayar söz konusu. Akman, bu ince ayarı şöyle anlatıyor; “Orta sınıftan vergi ve zamlarla alınan para, düşük ücretlilere dağıtılıyor ancak hükümet bunu yaparken sosyal adalet duygusuyla değil oy duygusuyla yapıyor"

 

OY TOPLAMAYA YÖNELİK DAVRANIŞLAR

 

Ekonomi yorumcusu Dr. Cüneyt Akman, 2016’ya ilan edildiği gibi ekonomik reform programıyla girilmesi beklenirken Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarında reformdan hiç bahsetmediğini söyledi. Ekonomide daha yapısal değişimler beklenirken, hükümetin ufak teşvik ve para dağıtımları ile oy toplamaya yönelik davranışlar içinde olduğunu söyleyen Akman, “Bazı kesimlere, teşvikler, ufak para dağıtmalar var. Bunun etkisi tüketimi hızlandırmaktır. Çünkü ekonomi çok yavaşlamıştı. Onun arkasından da muhtemelen bir seçim için oy toplamaktır. Ekonomiye bunun etkisi zararlı olacak. Ekonomide beklenti daha yapısal değişimler yapılmasına yönelikti. Bunları yapmadılar. Neden bu hale girdi? Büyük bir ihtimalle bu arkadaşlar, bir seçim veya buna benzer bir şeye hazırlanıyorlar onun için etkisi çok uzun sürmeyecek, ama hemen hissettirecek ufak paralar saçıyorlar” dedi.

 

BÜTÇEYİ BOZMAMAK İÇİN BİR TARAFTAN DA ALIYORLAR

 

Hükümetin bir taraftan seçim ekonomisi yürüttüğünü, diğer taraftan da toplumun belli bir kesiminden tekrar geri aldığını söyleyen Akman, şunları söyledi; “ Türkiye’nin uluslararası güvenirlik açısından ekonomide, hemen hemen bütün verileri çok kötü. Resmi verilere göre bütçe rakamları ve kamu maliyesi düzgün gözüküyor. Kısa vadeli bir şey yapmaya çalışıyor bir an evvel semeresini alabilecek para dağıtmaya çalışıyor. Bunu yaparken de bütçeyi tamamen bozmamak istiyor. Çünkü Türkiye’nin tek bir pozitif tarafı var, yüz tane negatif tarafı var. Tek bir pozitif taraf, Türkiye ekonomisini ince bir pamuk ipliği gibi tutuyor. Bu arada bütçeyi bozacaklar, 6 ay içinde bir parça bozulacak ama iş çığırından çıkmasın diye bir taraftan da bir kısmını geri almaya çalışıyorlar. Geri alırken de toplumun bir kesiminden bunu yapıyor. Durumu orta sınıf olandan alıp daha düşük sınıftakilere dağıtıyor. Bir ince ayar yapmaya çalışıyor. Ama bunu sosyal adalet duygusuyla değil, oy duygusuyla yapılıyor” diye konuştu.

 

ENFLASYONUN BEDELİNİ YOKSULLAR ÖDEYECEK

 

Yasanan zamların yanısıra bir de artmakta olan enflasyon oranı dikkat çekmekte. Merkez Bankası Başkanı'nın yaptığı açıklamalar da ekonomistlere göre kötü günlerin habercisi. Bu konuya Hürriyet'teki köşesinde yer veren Uğur Gürses şunları kaleme almıştı. Başçı, 5 yıllık görev süresince enflasyon hedefini tutturamayan başkan olarak tarihe geçti. Hem de bir merkez bankası başkanının kâbusu olan döviz kıtlığı yerine işini kolaylaştıracak döviz bolluğu yaşanan bir dönemde. Bol likiditenin gölgesine sığınılarak faizi düşük tutma uğruna, sorunlar ‘halı altına’ süpürüldü. İşler terse döndüğünde acısı zamana yayılarak çıkıyor. Başçı enflasyonu ve kuru bir tarafa attı da büyüme ihya mı oldu? Hayır. Bu yıl yüzde 3.3’le biterse Başçı döneminde ortalama büyüme yüzde 4.3 olacak. Hiçbir hedefi tutturamayan Başçı, tüm bu başarısızlığa karşın ikinci bir 5 yıl için göz kırpıyor; ‘görev verilirse yaparız’ duruşunda. Toplumun da çok umursadığı söylenemez. Geliri yüksek olanların tuzu kuru; enflasyonun bedelini yine düşük gelirli ve yoksullar ödeyecek"

 

BAHAR KILIÇGEDİK | ÖZEL