Dünya yazarı İsmet Özkul: Bir garip çelişki; büyüme hızlanırken iflaslar uçuşa geçmiş

17 Nisan 2018 Salı 09:47
Dünya yazarı İsmet Özkul: Bir garip çelişki; büyüme hızlanırken iflaslar uçuşa geçmiş
Hükümetin ekonominin en kritik alanlarından gelen olumsuz verilere karşın ana dayanağı yüksek büyüme oranı.

TÜİK’in kendinden menkul yeni hesaplama yöntemiyle Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 7.42 büyümüş gözüküyor. Bu son yılların en yüksek rakamı.

 

Ancak bazı sorunlar da var. Örneğin bu denli büyümeye rağmen dolar bazında milli gelir kişibaşı 200 dolar daha azaldı ve 10 bin 500 dolar sınırına indi. Bu nedenle halk arasında büyüme kaynaklı bir memnuniyet artışı yok. Tam tersi herkes daralmanın etkilerinden şikayetçi.

 

Ayrıca büyüme oranının yüksekliğine rağmen perakende yani tüketicilerin  yaptığı harcamalarda reel artış sadece yüzde 1. Gıda alanına bakıldığında daha da kötü yüzde 1 daralma  yaşanmış. Yani sofralar biraz daha küçülmüş. Çelişkiler bununla da bitmiyor. Örneğin çalışan başına ücret ödemesi reel olarak yüzde 1.5 düşmüş. Bu da büyüme yüksek olsa da ücretlerin düştüğünü gösteriyor. Ekonomi büyürken yaşanan fakirleşme, kaçınılmaz olarak  TÜİK’in verilerine güveni azaltıyor. 

 

Dünya’dan İsmet Özkul bir başka çelişkiyi gündeme getiriyor; rekor büyümeye karşın şirket iflaslarında da rekor artış olduğunu yazıyor. Özkul’un Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarından derlenen istatistiklerden aktardığına göre 2017’de kapanan şirket sayısı yüzde 33.18 arttı. Kapanan şirket sayısındaki yüzde 33.18’lik artışın, TOBB verilerinin yayınlandığı 2011 yılından bu yana gerçekleşen açık ara en hızlı artış olduğunu belirtiyor. 

 

OHAL döneminde iflas ertelemenin yasaklanması nedeniyle son altı ayda aralarında iflas kararı açıklarken, aralarında Ülker ve Doğuş’un da bulunduğu Türkiye’nin en büyük grupları olası bir batışı engellemek için bankalardan borç yapılandırması talep etmişti.

 

İsmet Özkul’a göre iflas istatistiklerindeki gariplikler bununla da sınırlı değil. Kapanan şirket sayısındaki artışta, büyümede önemli payı bulunan inşaat sektörünün liderlik etmesinin de  dikkat çekici olduğunu söylüyor. İnşaatta büyüme hızı yüzde 8.7’ye yükselmesine rağmen, kapanan şirket sayısı yüzde 111.81 gibi bir roket hızıyla arttığını vurguluyor: 

 

Özkul şunları söylüyor:

 

‘Bu çelişkili durum, bir yönüyle TÜİK’in yeni milli gelir hesabındaki sorunlara işaret ediyor. Bu çelişki anı zamanda bol kepçe teşvikler ve Kredi Garanti Fonu desteğiyle yüklü kredi pompalamasına rağmen şirketler dünyasında sağlık durumunun kötüye gittiğini gösteriyor. Politik hesaplarla büyümeyi hormonlu bir şekilde hızlandırmak, şirketler cephesinde borçluluk oranlarını artırarak sağlıksız yapıyı daha da bozuyor. Bu da hem reel sektör, hem de bankacılık sektörü açısından risklerin büyümesi demek.’