Dünyanın en tehlikeli iktidarı iktidarda kalmak için savaşa ihtiyaç duyan iktidardır

SAİD SEFA SAİD SEFA 5 Şubat 2018 Pazartesi 23:04

Şüphesiz ki her seçim Erdoğan iktidarı için hayati öneme sahip. 


Yapılan yolsuzluklar, hukuksuzluklar, faili meçhul cinayetler, adam kaçırmalar... 


Diyarbakır’dan Cizre’ye bir çok yerin yerle bir edilmesi, işkenceler, hapishanelerde yaşanan cinayetler, insan haklarının ihlalleri, keyfi yere insanları özgürlüğünden etmeler ve en nihayetinde Anayasa Mahkemesi kararlarının çiğnenip rejimin yerle bir edilmesi.


Evet, artık her seçim Erdoğan iktidarı için hayati öneme sahip. Yukarıda saydıklarım ve daha bir çok insanın bir çırpıda sayacakları çok fazla suçlardan ötürü hep iktidarda kalmak zorundalar.


İktidardan düştükleri an muhalefete düşme ihtimalleri kalmadı, düşecekleri tek yer demir parmaklıkların ardı olacak.
Bir iktidar için en büyük lüks iktidardan indikten sonra yeniden siyaset yapabilme hakkına sahip olmasıdır. Erdoğan iktidarı bu lüksü kaçırmış durumda.


AKP içinde de devlet bürokrasisinde de bunun böyle olacağını ve en nihayetinde kabağın kendi başlarına patlayacağını çok iyi bilen insanlar var. Endişeleri, telaşları, bitmek bilmeyen bir hırsla hareket eden ve her an her şeyi gözünü kırpmadan yapabilecek birinin yanında olmuş olmanın ağırlığı günden güne omuzlarındaki sorumluluğu arttırıyor.


Partinin içini sarmış olan ve devletin koridorlarında dolaşan ‘bu işin sonu hepimizi yakacak’ fısıltısı belirginleşince Abdullah Gül’ün ofisini ziyaret edenlerin sayısı da artmaya belirginleşmeye başladı.


Beğenirsiniz beğenmezsiniz, siyasetin alacağı şekli en iyi bilenlerden biri Abdullah Gül’dür. 


Gül, Erdoğan iktidarını bekleyen olası felaketin gelmekte olduğunu en iyi okuyanlardan biri olduğundan, bir nevi kendini aklama adına eleştirel bir tutum gösterip, AKP gemisinden inmeyi tercih etti.


Erdoğan’ın en büyük korkusu Gül’ün kendisine karşı cumhurbaşkanlığına aday olacağını düşünmesi değil.
Gemiyi terk etmek için bahane arayanların Gül’den cesaret alarak AKP gemisini terk edecek olması Erdoğan’ı korkutuyor.


Erdoğan’ın bir şekilde sağına soluna salmış olduğu korkunun dağılacak olması, Erdoğan iktidarının orta yerinden çatlaması anlamına geliyor.


Bir yandan partide ve bürokraside artık Erdoğan’dan kurtulmak isteyen ve endişelerini dillendirenler...


Öte yandan her ne olursa olsun bir şekilde kendisiyle ittifak kuran ABD yönetimin onu boşlukta bırakması, Nisan ayında Reza davasının sonucunda orataya çıkabilecek bedeller…


OHAL rejimiyle bile ülkenin yönetilemez hale geldiğinin dışa vurması…


Zorunlu müttefik Ulusalcı cenahın ısrarla Erdoğan’ı Kürd düşmanlığına itmesinin verdiği siyasi çıkmazlar…

 

Hikayesi bitmiş, yalnızlaşmış, içeriye ve dışarıya sunacak herhangi bir siyasi vaadi bulunmayan Erdoğan iktidarının iç düşman tüketmesi sonucu sığınmak zorunda kaldığı tek çare savaştı.


Erdoğan biliyordu ki Afrin’le savaşmak Ulusalcısı, Milliyetçisi, muhafazakarı, devletçisi, sağcısı ve hatta solcusuyla savaş isteyenleri tek cephe haline getirecekti. Bu savaş cephesi, Erdoğan’ın yanında durmasa da onun ölümcül kararına sahip çıkacaktı. Nitekim öyle de oldu.


Erdoğan’ın başkan olmasının yolu kandan, savaştan, Türk bayrağına sarılı tabut sayılarının çokluğundan geçiyor.
Bu yolu devam ettirdiği sürece gemiden inmeye niyetli olanların, kendisine eleştiri getirecek olanların, siyaseten böyle gitmez diyecek olanların hain olarak yaftalanması çok daha kolay olacaktı. Öyle de oldu, oluyor.


Erdoğan’ın başkanlığa giden yolda takınmış olduğu tavır, MHP ile ve Ulusalcılarla ittifak etmiş olması, savaş olsun olmasın Kürd oylarının ondan kaçmasına neden olmuştu.


Kürd oylarının ‘Erdoğan başkan olmasın da kim olursa olsun diyerek’ Erdoğan karşısındaki en güçlü adaya gitme ihtimali Erdoğan’ın kendisine Kılıçdaroğlu’nu hedef almasına neden oldu.


Önümüzdeki günlerde HDP’nin kapatılması dahil her yolu deneyecek olan Erdoğan’ın birinci önceliği Kürdlerin sandığa gitmelerini engellemek.


Kürdlerin sandığa gitmelerini engelleyecek en önemli stratejilerden biri de Kılıçdaroğlu’nu Kürdler nezdinde Kürd düşmanı gibi algılatmak. Nitekim dokunulmazlıkların kaldırılması meselesinde ve Afrin’e savaş açma kararıyla CHP’yi bu tuzağa çekmeyi başardı.


Bitlis’te olmak üzere hangi miting meydanında eline mikrofonu alsa Kılıçdaroğlu’nu PYD’yi terör örgütü olarak ilan etmeye çağırması da Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na kurduğu tuzağın son halkası.


Bu tuzak aynı zamanda Erdoğan karşısındaki en güçlü ikinci adayı -istemeseler de siyaseten ve mecburen- destekleyecek olan Kürdlere kurulmuş tuzağın en önemli adımı.


Savaşın iç siyasete bakan bu kirli yönü her şey bir yana Erdoğan’ın bu savaşı tercih etmesinin en önemli nedeni.
Kürdlerin bir kısmı PKK’yı terör örgütü olarak görse de hiçbiri PYD’yi terör örgütü olarak görmüyor. Erdoğan, PYD’yi Kılıçdaroğlu’nun ağzıyla terör örgütü ilan ederse açmış olduğu savaş iç siyasetteki meyvesini vermiş olacak.

 

Kılıçdaroğlu bu tuzağa düşer mi?


Hangisine düşmedi de buna düşmesin.


3 Kasım 2014’de "hem Suruç, hem Kobani’nin kaymakamlığını yaptım. 974 YPG’li Türkiye’ye gelip tedavi edildi" diyen AKP’li kaymakam varken…


’Kobani’de direnen kardeşlerime selam olsun’ diyen Serak Ahmed AKP’li başbakanken…


Hakan Fidan Erdoğan’ın talimatıyla Ankara’da sürekli PYD’li yetkililerle pazarlıklar yapmışken…


Siyasi hayatıma da mal olsa Kürd meselesini çözeceğim deyip çözüm sürecini yüzyılın siyasi adımı olarak pazarlayıp sonra bir tekmeyle masayı devirmiş olan Erdoğan’ın kendisi varken..


Hendeklere gerek yok, bu işi biz siyasilere bırakın, silaha gerek yok, siyaseten bu meseleyi çözeceğiz diyen Demirtaş’ı ve birçok HDP’li vekili hapse atan Erdoğan iktidarı varken…


Ve tüm bunların neticesinde Suriye’deki savaş Erdoğan’ın siyasi ikbali adına ülkemize taşınmışken…


Kılıçdaroğlu’na mı düşecek PYD’yi terör örgütü ilan etmek?

 

Kılıçdaroğlu bir kez olsun Erdoğan’ın ağzıyla konuşup ’Ey Erdoğan, PYD zaten sana göre terör örgütü değildi, bunu siyasi ikbalin adına uydurdun’ diyerek Erdoğan’ın bu kirli savaş oyununu sonlandırır mı, emin değilim.

 

Kısa süre sonra umarım yine muhalefet kafasını dövmek durumda kalmaz..

 

Dünyanın en tehlikeli iktidarı, iktidarda kalmak için savaşa ihtiyaç duyan iktidardır. Ve iktidarını korumak için savaşı tercih eden her iktidar, kendi yıkılışını hızlandırmıştır.