Rapor: Su kıtlığı yeni felaket risklerini artırıyor

12 Eylül 2019 Perşembe 12:23
Rapor: Su kıtlığı yeni felaket risklerini artırıyor
Almanya’da yayınlanan 2019 Dünya Risk Raporu'na göre iklim değişikliği suya erişimi doğrudan etkiliyor. Su kıtlığı yaşanan ülkelerin de olası doğal felaketlere karşı daha dayanıksız olduğuna dikkat çekiliyor.

Küresel ısınma kendini aşırı sıcaklar, artan sel felaketleri ve kuraklıkların yanı sıra temiz suya ulaşım ve bu suyun dağıtımında yaşanan sıkıntılarda da belli ediyor.

 

2019 Dünya Risk Raporu, temiz suya erişim ve bu suyun dağıtımında sıkıntı yaşayan ülkelerin, olası doğal felaketlere karşı da daha zayıf ve kırılgan bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.

 

Çeşitli yardım örgütlerini bünyesinde barındıran "Kalkınma Yardım Eder" adlı birlik ile Bochum Ruhr Üniversitesi'ne bağlı Barışı Güvence Altına Alma ve İnsani Uluslararası Hukuk Enstitüsü tarafından hazırlanan rapor, 180 ülkedeki felaket risklerini doğal felaketler ve toplumların bu felaketlere dayanma gücü üzerinden analiz ediyor.

 

Sorun sadece suyun az olması değil

 

Raporda temiz suya erişim ve suyun yol açtığı tehlikelerden korunmaya, "Su güvenliği" başlığı ayrıldı. İklim değişikliğinin su bazlı sorunları sadece suyun az olduğu bölgelerde değil, dünyanın her yerinde artırdığı raporun dikkat çekici tespitlerinden biri.

 

Batı Afrika'da, Somali, Etiyopya, Cibuti ve Eritre'yi kapsayan ve "Afrika Boynuzu" adı verilen bölgedeki kuraklık, Afrika'nın güneyinde ve Asya'da etkili olan, sel felaketlerine de yol açabilen siklonlar, raporda belirtildiği üzere on yıllardır uygulanan suya erişim ve dağıtım uygulamalarını yetersiz kılmaya başlamış durumda.

 

Rapor, bu bölgelerde yaşanacak olası doğa felaketleri ya da silahli çatışma süreçlerinin, suya ulaşma olanağını daha da zorlaştıracağına dikkat çekiyor.

 

Felaket riski en yüksek yerler

 

Hazırlanan rapora göre, dünyada felaket riskinin en yüksek olduğu yerler, Büyük Okyanus'taki adalar ile Yeni Zelanda, Avustralya ve Papua Yeni Gine'yi kapsayan Okyanusya bölgesi, Güneydoğu Asya, Orta Amerika ve Batı ile Orta Afrika.

 

Doğal felaket riski en yüksek üç ülke ise ada devletler olan Vanuatu, Antigua ve Barbuda ile Tonga. En büyük risk altındaki ülkeler sıralamasında ilk 15 sıradaki ülkelerden onu ada devletlerden oluşuyor. Bu ülkelerde, deniz seviyesinin yükselmesi durumunda yaşanacak su taşkınlarının yanı sıra, kasırgalar ve bazı yerlerde depremler de potansiyel risk olarak gündemde.

 

Hollanda risk altında ancak dayanıklılığı yüksek

 

Dünyada felaket riski en düşük olan ülke ise söz konusu rapora göre Katar. Almanya ise 180 ülkelik listenin 163'ncü sırasında yer alıyor. Olası bir felakette, toplumların dayanıklılığını ele alan araştırmaya göre ise en kırılgan toplumlar kategorisinde birinci

 

sırayı Orta Afrika Cumhuriyeti alırken, onu yine Afrika ülkeleri olan Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Eritre takip ediyor.

 

Bu arada olası bir doğal felaketin doğrudan büyük bir risk anlamına gelmediği ülkeler de listede göze çarpıyor. Örneğin, deniz seviyesinin yükselmesi halinde, büyük bir su taşkını riski altında kalacak olan Hollanda'da, toplumsal dayanıklılığın üst düzeyde olması nedeniyle bu ülke risk altındaki ülkeler sıralamasının 77'nci sırasında yer alıyor.

 

Paris İklim Zirvesi hedefleri

 

Raporda, uluslararası toplumun Paris İklim Zirvesi'nde kararlaştırılan hedefleri ciddiye almaması durumunda, felaketlere karşı koruyucu görevler üstlenen makamlarla, örneğin erozyona karşı ağaçlandırma faaliyetleri yürüten ve buna benzer yerel girişimlerin kısıtlı seviyede başarılı olabilecekleri vurgulandı.

 

Raportörlere göre birbirini tetikleyen felaket riski ile toplumsal dayanıksızlık sarmalının kırılması için yerel, ulusal ve uluslararası önlemlerin koordineli bir şekilde ele alınması gerekiyor.